“Zulüm pâyidâr olmaz” diye bir söz varsa da bu bela, tarihin her döneminde ve her coğrafyasında ne yazık ki olagelmiştir. Değişen konu bunun süresidir. Bazısı kısa bazısı da yıllarca devam etmiştir. 1917 de başlayan Sovyet Bolşevik ihtilali dünya tarihinin en uzun “zulum devir”lerinden biri olmuş özellikle ilk elli yılda milyonlarca Müslüman Türk bu celalî tecelli ile yüzyüze gelmiştir. Koyu bir baskı rejimi ile dinî hayat ve hürriyet ayaklar altına alınmış özel hayat tarumar edilmiş, Sibirya sürgünlerinin ardı arkası kesilmemiştir.

Ahmed Cevad’ın hikayesi ise daha acıdır.

Kardeş Azerbaycan’ın İstiklal marşı şairi Ahmet Cevat, Gence’de doğmuş, tahsilini tamamladıktan sonra 1912’de öğretmenlik yapmaya başlamış aynı yıl Balkan savaşında ve Trakya Cephesinde Osmanlı ordusuna katılmıştır. 1915’te Ermeni katliamına maruz kalmış, Kars-Erzurum yöresine yardım amacıyla düzenlenen “Kardaş Kömeği” adıyla bilinen faaliyetlere destek olmuştur.. I. Dünya Savaşı yıllarında, işgal edilerek Batum’a bağlanan Artvin’de, Rize’de, Trabzon’da ve Erzurum’da bulunmuş , üzerine düşen vazifeleri yerine getirmiştir.. 1920 – 1922 yıllarında Guba Halk Maarif müdürü olarak, 1930-1933 yıllarında Gence’de Azerbaycan Tarım Enstitüsünde Azerbaycan ve Rus dilleri kürsüsünde öğretmen, doçent ve kürsü başkanı olarak görev yapmıştır. 1934’te Azerbaycan Devlet Neşriyyatının tercüme bölümünde editörlük; 1935-1936 yıllarında Azerbaycan stüdyosunda belgeseller düzenleyen şube müdürü olarak çalışmıştır.

İdamdan Sonra Gelen Beraat

1920’de Azerbaycan’ın Rusya tarafından işgalinden sonra, Stalin’in “Büyük Temizlik” tasfiye hareketi sonucunda “karşı devrimcilik” gibi asılsız suçlamalarla tutuklanmış ve askeri mahkeme kararıyla ölüm cezasına çarptırılmıştır. 12 Ekim 1937’de kurşuna dizilerek öldürülmüştür. Acı olan gerçek daha sonra tecelli etmiştir. 1955’te SSCB başsavcısı Ahmet Cevat’a karşı ileri sürülen bütün suçlamaların asılsız olduğunu belirtmiş; ancak iş işten geçmişti.. Ailesi de uzun yıllar KGB baskısı altında yaşamıştır.

Ahmet Cevat “Türk Birliği” fikrini savunan bir şairdir. Ahmet Cevat’ın kurtarıcı olarak gördüğü Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanması, Türk Ordusu’nun dağıtılması, Anadolu’nun idaresiz kalışı ve hele çok sevdiği İstanbul’un İngilizler tarafından işgal edilmesi, onu duygu yüklü şiirler yazmaya sevketmiştir. Türkiye’deki şiir akımının etkisi altında kalan Ahmet Cevat’ın sanatkâr kişiliğinde Türkiye’nin önemli bir yeri vardır. Yaşadığı dönemde diğer aydınlar gibi Ahmet Cevat da Türkiye’yi yakından izlemiş ve Türkiye’nin toplumsal ve kültürel hayatıyla sıkı ilişkiler içerisinde olmuştur. O gün için Azerbaycan’da yaşananlardan ötürü Türkiye’den çok şey umulmuştur. Hatta bu beklentiler; “ Çırpınırdı Karadeniz” gibi şiirlerine de yansımıştır. Nitekim Türk ordusu Azerbaycan’ı hem İngiliz işgalinden kurtarmış, hem de Rus ve Ermeni baskısına karşı kollamıştır, bugün de kollamaktadır. Bazı şiirlerinde de 1915’te Sarıkamış’ta şehit olan askerler, maddî imkânsızlıklardan dolayı hastalıklara yakalanan öğretmenler ve dini ilkeleri yanlış yorumlayan kişiler vb. konular şiirlerinde işlenmiştir.

İsmini hatırlamayabilirsiniz ama 1915 tarihini taşıyan şiirini ezbere biliyorsunuz.

Çırpınırdın Karadeniz

Çırpınırdın Karadeniz,

Bakıp Türk’ün bayrağına

Ah ölmeden bir görseydim

Düşebilsem ayağına.

Ayrı düşmüş dost elinden,

Yıllar var ki, çarpar sinem,

Vefalıdır, geldi giden,

Yol ver Türk’ün bayrağına.

İnciler dök gel yoluna,

Sırmalar düz sağ, soluna

Fırtınalar dursun yana

Selam Türk’ün bayrağına.

Hamidiye o Türk kanı

Hiç birinin bitmez şanı

Kazbek olsun ilk kurbanı,

Selam Türk’ün bayrağına.

Dost elinden esen yeller,

Bana şiir, selam söyler

Olsun bizim bütün eller,

Kurban Türk’ün bayrağına

Karabağ’ın Ermenistan tarafından işgali bugün bizi nasıl üzmüşse onu da İstanbul’un İngilizler tarafından işgali üzmüştü

Ben sevdiğim mermer sineli yârin,

Diyorlar koynunda yabancı el var.

Bakıp ufuklara, uzak yollara,

Ağlıyormuş mavi gözler akşamlar.

Ah, ey solgun yüzlü, dalgın İstanbul

Mavi gözlerin pek baygın İstanbul

Yarab, bilmez miydin kalemi sen de,

Ki, kırdın sazımın canlı telini.

Doğuyorken yeni bir ümit bende,

Niye meyus ettin Turan elini?

Ah, ey solgun yüzlü, dalgın İstanbul

Mavi gözlerin pek baygın İstanbul

Ahmed Cavad, Azerbaycan yardım heyetiyle birlikte Kars’a geldi ve işgal altındaki halkın perişan hâlini görünce 22 Mart 1915’te Ne Gördümse adlı şiirini yazdı. Şiirin bir dörtlüğü şöyledir:

Sordum garip minareden

Akşam oldu, ezan hani?

Baykuş konmuş minberlere

Diyen hani, duyan hani?

“Yazık” adlı şiirini de Anadolu’daki savaş mağdurları için kaleme almıştır. İlk dörtlüğü şöyle:

Deniz derde düşer, dalgalar ağlar

Dağlara dert gelse, dumana yazık!

Sensiz öz ilinde garip kesilip

Durnalardan haber umana yazık!

1918 tarihli Azerbaycan Millî Marşı’nın şairi odur. Bugün da aynı marş okunmaktadır.

Azerbaycan, Azerbaycan!

Ey kahraman evladın şanlı vatanı!

Senden ötürü can vermeye cümle hazırız!

Senden ötürü kan dökmeye cümle kadiriz!

Üç renkli bayrağınla mesut yaşa!

Binlerle can kurban oldu,

Sinen harbe meydan oldu!

Hukukundan geçen asker,

Here bir kahraman oldu!

Sen olasan gülistan

Sana her dem can kurban

Sana bin bir muhabbet

Sinende tutmuş mekân

Namusunu hıfz etmeye

Bayrağını yükseltmeye

Cümle gençler müştaktır

Şanlı vatan, şanlı vatan

Azerbaycan, Azerbaycan

The post Vefat Yıldönümü Vesilesiyle Azerbaycan Millî Şairi : Ahmed Cevad first appeared on İnsaniyet.
QOSHE - Vefat Yıldönümü Vesilesiyle Azerbaycan Millî Şairi : Ahmed Cevad - Mustafa Kara, Prof. Dr.
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Vefat Yıldönümü Vesilesiyle Azerbaycan Millî Şairi : Ahmed Cevad

14 0
18.10.2023

“Zulüm pâyidâr olmaz” diye bir söz varsa da bu bela, tarihin her döneminde ve her coğrafyasında ne yazık ki olagelmiştir. Değişen konu bunun süresidir. Bazısı kısa bazısı da yıllarca devam etmiştir. 1917 de başlayan Sovyet Bolşevik ihtilali dünya tarihinin en uzun “zulum devir”lerinden biri olmuş özellikle ilk elli yılda milyonlarca Müslüman Türk bu celalî tecelli ile yüzyüze gelmiştir. Koyu bir baskı rejimi ile dinî hayat ve hürriyet ayaklar altına alınmış özel hayat tarumar edilmiş, Sibirya sürgünlerinin ardı arkası kesilmemiştir.

Ahmed Cevad’ın hikayesi ise daha acıdır.

Kardeş Azerbaycan’ın İstiklal marşı şairi Ahmet Cevat, Gence’de doğmuş, tahsilini tamamladıktan sonra 1912’de öğretmenlik yapmaya başlamış aynı yıl Balkan savaşında ve Trakya Cephesinde Osmanlı ordusuna katılmıştır. 1915’te Ermeni katliamına maruz kalmış, Kars-Erzurum yöresine yardım amacıyla düzenlenen “Kardaş Kömeği” adıyla bilinen faaliyetlere destek olmuştur.. I. Dünya Savaşı yıllarında, işgal edilerek Batum’a bağlanan Artvin’de, Rize’de, Trabzon’da ve Erzurum’da bulunmuş , üzerine düşen vazifeleri yerine getirmiştir.. 1920 – 1922 yıllarında Guba Halk Maarif müdürü olarak, 1930-1933 yıllarında Gence’de Azerbaycan Tarım Enstitüsünde Azerbaycan ve Rus dilleri kürsüsünde öğretmen, doçent ve kürsü başkanı olarak görev yapmıştır. 1934’te Azerbaycan Devlet Neşriyyatının tercüme bölümünde editörlük; 1935-1936 yıllarında Azerbaycan stüdyosunda belgeseller düzenleyen şube müdürü olarak çalışmıştır.

İdamdan Sonra Gelen Beraat

1920’de Azerbaycan’ın Rusya tarafından işgalinden sonra, Stalin’in “Büyük Temizlik” tasfiye hareketi sonucunda “karşı devrimcilik” gibi asılsız suçlamalarla tutuklanmış ve askeri mahkeme kararıyla ölüm cezasına çarptırılmıştır. 12 Ekim 1937’de kurşuna dizilerek öldürülmüştür. Acı olan gerçek daha sonra tecelli etmiştir. 1955’te SSCB başsavcısı Ahmet Cevat’a karşı ileri sürülen bütün suçlamaların asılsız........

© İnsaniyet


Get it on Google Play