Gece Hayatınız Renkli mi?

Gece hayatınız renkli mi? Hafta sonu ne yaparsın?

Çılgınca bağırışların, sonu gelmez dansların, peş peşe devrilen kadehlerin, bin bir haleler çizerek her yanınızı sarıveren dumanların, soluk soluğa yayılan tutkuların doldurduğu bir mekânda mı geçer? Yoksa…

Bu soruya farklı cevaplar geldi.

Kimisi bunu haftada bir yaptığını söyledi. “Başka da bir kusurum, kabahatim yok!” dedi gülerek.

Kimisi gece hayatının, kafelerde bazı arkadaşlarıyla oyun oynayarak, neşe dolu kahkahalar eşliğinde güzel vakit geçirerek sürdüğünü belirtti bir kahkaha atarak.

“Tüm işlerimi gece yaparım. Gece benim için daha verimli geçiyor. Gündüz de yatarım ikindiye kadar.” dedi bir başkası.

“Ben yemekten sonra oturur televizyon başına, dizilerimi, günün filmini izlerim. Heyecandan yerimde duramam, saatlerin nasıl geçtiğini anlayamam. Uykumun geldiğini, uykuya daldığımı saatler sonra anlarım.” dedi üniversiteden bir genç.

“Oyunlar, ah o oyunlar. Bir daldım mı, ilerledikçe ilerler, yeni bölümlere zaferle geçer, içimdeki tüm vahşi duyguları birer birer yaşarım. Korkarım bana oyun dayanmayacak…” dedi bir liseli.

Birisi de gece hayatını şöyle anlattı: “Eve yorgun argın gelip, kendimi zor içeri atıp, huzur iklimine varmanın mutluluğuyla eşim, çocuklarım ve yakınların arasında geçiriyorum. Ailece biraz sohbet edip yemeğimizi yeriz. Çocuklar ödevlerini yapar, bizler de yardımcı oluruz. Sonra çay içeriz hep birlikte. Sohbet ederiz. Belirlediğimiz kitapların birinden okuruz. Gerektiğinde açıklamalar yaparız. Sonra herkes kendi işine bakar. Bu arada akşam ve yatsı namazlarımızı büyük bir engel olmazsa cemaatle kılarız. Çocuklar da artık bize cemaat oluyor. Ve gecikmeden de yatarız. Cuma gecesi camide olmaya gayret ederim. Pazar sabahı veya öğle namazında da çocuklarımla camiye giderim.”

“Sizin için geceyi bir örtü, uykuyu bir dinlenme, gündüzü de yeniden hayata uyanıp çalışmak üzere yeryüzünde dağılma vakti kılan Odur.” (Furkan, 47)

“Gecede bir saat vardır ki, Müslüman bir kimsenin Allah’tan, dünya veya ahirete müteallik bir hayır talebi, o saate rastlarsa, Allah dilediğini ona mutlaka verir. Bu saat her gecede vardır.” (Müslim, Müsafirin, 166).

Peygamber Efendimiz, ayakları şişinceye kadar namaz kılardı. Bu konuda kendisine, “senin geçmiş ve gelecek tüm günahların bağışlandı.” diye hatırlatılınca şu anlamlı cevabı vermişti: “Rabbime şükreden bir kul olmayayım mı? (Buhari, Müslim, Nesei, Tirmizi)

Huzeyfe (ra) anlatıyor:

“Bir gece Allah Resulü ile namaz kıldım. Bakara suresini okumaya başladı. İçimden, ‘Bu sure bitince rükû eder.’ diye düşündüm. Yapmadı okumaya devam etti. Sonra Nisa suresine başladı, onu da okudu. Sonra Âli İmran’a başladı, onu da okudu. Hem de ağır ağır (tertil üzere) okudu. Öylesine ki, içinde tesbih geçen ayetlerde tesbih etti. Bir dilek ayetine rastladığı zaman dilekte........

© İnsaniyet