İnsanlar dünyaya geldikleri zaman temiz bir fıtrat üzere yaratılmıştır.

Anne babasının, çevresinin etkisi ve sunduklarıyla yavaş yavaş zihni şekillenmeye başlar. Yaşı ilerledikçe de doğru ve yanlış, davranışlarını kendi iradesiyle bilinçli olarak yapmaya başlar.

İşte bu noktada eğitim devreye giriyor.

Kime sorsak eğitimin öneminden, vazgeçilmezliğinden, gerekliliğinden bahseder. Elbette bunda haklıdırlar. İnsanların eğitilmesine hiç kimse itiraz etmez. Bunun gereksizliğini de kimse savunmaz. Ancak eğitimin nasıl olması gerektiği, bilginin nasıl sunulması gerektiği, eğitim bilimleri ve teknolojisinden hangi ölçüde faydalanılması gerektiği, önceliğin hangi konular olması gerektiği gibi hususlar insandan insana değişir.

Ve problem tam da bu noktadadır.

İnsanların belli konularda eğitilmesiyle, bilgilendirilmesiyle her şeyin biteceği yanılgısı.

Eğitim Şart…

Çocuk yaramazlık yapar, anne babasının sözünü dinlemez, karar verilir: eğitim şart.

Delikanlı; isyankâr havalardadır, artık çevresine zarar verir boyuta ulaşmıştır, çözüm hazır: eğitim şart.

Kız; kılık kıyafeti, hareketleri ve edasıyla farklı bir iklimdedir, yapılacak bellidir: eğitim şart.

Yönetici doğru sevk ve idare etmez, yanlışlıklar yapar, memuru suça iter, halka tepeden bakar, durum açık: eğitim şart.

Memur vatandaşa adam muamelesi yapmaz, işini savsaklar, suç ve çözüm bellidir: eğitim şart.

İşçi-işsiz, esnaf-tüccar, çiftçi, öğrenci… hangi iş ve meslekte olursa olsun ortaya çıkan tüm sorunlarda teşhis nettir: eğitimsizlik

Mesele Eğitimsizlikte mi?

Yaşanan bu ve benzeri sıkıntılar karşısında eğitimin akla gelmesi elbette güzel ve anlamlı. Ancak artık şunun da tam olarak kavranması ve kabul edilmesi gerekmektedir: Eğitim hiçbir zaman tek başına yeter bir şart değildir.

İnsanların cehaletten kurtulmaları, aydınlanmaları, bilgiyle donanmaları tartışmasız önemlidir. Hatalı ve yanlış iş yapanların belli bir kısmının yeterli bir eğitim almadıkları bir vakıadır. Ancak kendine ve topluma zararlı işler yapan pek çok insanın da hatta üniversite tahsili aldığı göz ardı edilmemelidir.

Çevremize baktığımızda şunu görürüz: Toplumda suç işleyen ve hatalı davranışlarda bulunan insanlar arasında eğitimli-eğitimsiz, tahsilli-tahsilsiz pek çok insan vardır. Sadece suç şekli ve kalitesi (?) değişiklik arz etmektedir.

Birisi hırsızlığı yaparken belki amatör ve ilkel yöntemler kullanmakta, vatandaşın evine girmekte, arabasını açmakta, eşyasını yürütmekte ancak diğeri yani bilgili/eğitimli olanı ise bilgisayar ortamında, ihale dosyalarında yasalara uygun (?) bir şekilde bu işi yapmaktadır.

Yani ikisi de hırsızlık ama biri nitelikli, bilimsel (?) diğeri ise kaba-saba bir hırsızlık…

Eğitim Felsefemiz

Hayatın hızla aktığı, teknolojinin gelişimini hızlandırdığı, dengelerin kısa sürelerde değiştiği, dijital dünyanın insanı sarmaladığı, bilgiye erişimin bir dokunuşa indiği, tüm iyilik ve kötülüklerin en yaygın olduğu modern dünyada eğitim, her zamankinden daha büyük bir önem kazanmıştır.

Köklü bir geçmişe, iftihar edilecek bir mirasa, adalet, özgürlük, merhamet ve insaniyet temelli bir medeniyete sahip olan milletimiz eğitim adına pek çok çalışmayla geleceğe hazırlanmalıdır.

Eğitim meselesi her şeyden önce bir insan meselesidir. Yeryüzünü imar ve ifsat etme kabiliyeti olan insan; öğrendikleri ve öğrenmedikleri, uyguladıkları ve reddettikleri ile hayatı zindana veya huzur adasına çevirir.

Eğitim; “Ruhu Hak ile, cismi halk ile ünsiyet kuran, kendisine akıl, idrak, hürriyet, irade ve özgürlük bahşedilen, yeryüzünde halife yapılarak imar etmekle görevlendirilen, iyilik ve kötülük dünyasında doğruya yönelmesi istenen, cihanşümul İslami hakikatlere göre bir hayat süren…” insan yetiştirmeyi hedeflemelidir.

Eğitim; insanın hamlığını bilgiyle giderme, yeteneklerini geliştirerek pişirme, insanlığa yararlı olma ve iyilik ferdi olup olgunlaşma hedefine kavuşmayı hedeflemelidir.

Eğitim; yasakçı, baskıcı ve zorlayıcı olmamalıdır.

Eğitim; hayatı, marifet ve hikmetle anlamlandıran, aynı zamanda marifetle ilgili gönül dünyamızın yansımalarını ve bunları içeren ana unsurları esas almalıdır.

Eğitim; temel referanslarıyla inancımızdan beslenmelidir. İslam’ın bizim için en hayati, en fıtrî, en kurtarıcı esaslar manzumesi olduğu dikkate alınmalıdır.

Eğitimde; bin yıllık İslami birikim ve hatta İslam öncesi kültürümüzde yer alan güzellikler de dikkate alınmalıdır. Bilginlerimiz, alimlerimiz ve onların kıymetli çalışmaları günümüze aktarılmalıdır.

Eğitim; insanlığın ortak paydası mahiyetinde yer alan hikmet ve bilimsel gelişimi, dünyanın neresinde olursa olsun arayıp bulmalı, süzülerek neslimize sunmalıdır.

Eğitim; iki boyutlu, iki kanatlı, iki kanallı olmalıdır. Bir taraftan beşerî, sosyal, fen bilimleri verilirken; diğer taraftan da manevi eğitim asla ihmal edilmemelidir. Ve bu ikisi birlikte verilmelidir. Bir ayrım yapmadan, kategorize etmeden aktarılmalıdır.

Eğitim; gençlerimizin ruh dünyasına Allah’ı, Peygamberi, Kur’an-ı Kerim’i, kutsal değerleri ilmek ilmek dokumalıdır.

Eğitim; dürüstlüğü, erdemi, yüce ahlakı, insanca davranmayı sahih kaynaklardan alıp ilk okuldan itibaren son sınıfa kadar her kademede aktarmalı ki yarın bunalıma düşmesin, daha büyük hatalar yapmasın, kendini boşlukta hissetmesin.

Geçmişten geleceğe büyük millet, güçlü devlet, vasat ümmet olmanın yolu, kendi değerlerini koruyarak, onları bir sonraki nesle aktararak ve çağın da dilini yakalayarak eğitim öğretim gerçekleştirmekten geçer.

Unutulmamalıdır ki eğitim ve öğretim, sadece okuldan, öğretmenden, sınıftan ibaret değildir. Ve eğitim sadece bazı bilgileri alıp dört işlemi yapmak, kimya formüllerini öğrenmek, tarihî olayları kavramak veya Kur’an-ı Kerim öğrenmekten ibaret değildir.

Eğitim ile aslında şekillenen, düzenlenen, hazırlanan, tasarlanan; milletimizin bekası, neslimizin ihyası, medeniyetimizin inşasıdır. Bu sebeple her adım kültürümüzü, edebiyatımızı, sağlığımızı, adaletimizi, sanayi ve teknolojimizi, ticaretimizi, uluslararası ilişkilerimizi biçimlendirmektedir.

Evet eğitim şart ama bu şartlarla…*

The post Eğitim Anlayışımız first appeared on İnsaniyet.
QOSHE - Eğitim Anlayışımız - Mehmet Nezir Gül
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Eğitim Anlayışımız

11 0
11.10.2023

İnsanlar dünyaya geldikleri zaman temiz bir fıtrat üzere yaratılmıştır.

Anne babasının, çevresinin etkisi ve sunduklarıyla yavaş yavaş zihni şekillenmeye başlar. Yaşı ilerledikçe de doğru ve yanlış, davranışlarını kendi iradesiyle bilinçli olarak yapmaya başlar.

İşte bu noktada eğitim devreye giriyor.

Kime sorsak eğitimin öneminden, vazgeçilmezliğinden, gerekliliğinden bahseder. Elbette bunda haklıdırlar. İnsanların eğitilmesine hiç kimse itiraz etmez. Bunun gereksizliğini de kimse savunmaz. Ancak eğitimin nasıl olması gerektiği, bilginin nasıl sunulması gerektiği, eğitim bilimleri ve teknolojisinden hangi ölçüde faydalanılması gerektiği, önceliğin hangi konular olması gerektiği gibi hususlar insandan insana değişir.

Ve problem tam da bu noktadadır.

İnsanların belli konularda eğitilmesiyle, bilgilendirilmesiyle her şeyin biteceği yanılgısı.

Eğitim Şart…

Çocuk yaramazlık yapar, anne babasının sözünü dinlemez, karar verilir: eğitim şart.

Delikanlı; isyankâr havalardadır, artık çevresine zarar verir boyuta ulaşmıştır, çözüm hazır: eğitim şart.

Kız; kılık kıyafeti, hareketleri ve edasıyla farklı bir iklimdedir, yapılacak bellidir: eğitim şart.

Yönetici doğru sevk ve idare etmez, yanlışlıklar yapar, memuru suça iter, halka tepeden bakar, durum açık: eğitim şart.

Memur vatandaşa adam muamelesi yapmaz, işini savsaklar, suç ve çözüm bellidir: eğitim şart.

İşçi-işsiz, esnaf-tüccar, çiftçi, öğrenci… hangi iş ve meslekte olursa olsun ortaya çıkan tüm sorunlarda teşhis nettir: eğitimsizlik

Mesele Eğitimsizlikte mi?

Yaşanan bu ve benzeri sıkıntılar karşısında eğitimin akla gelmesi elbette güzel ve anlamlı. Ancak artık şunun da tam olarak kavranması ve kabul edilmesi gerekmektedir: Eğitim hiçbir zaman tek başına yeter bir şart değildir.

İnsanların cehaletten kurtulmaları, aydınlanmaları, bilgiyle donanmaları tartışmasız önemlidir. Hatalı ve yanlış iş yapanların belli bir kısmının yeterli bir eğitim almadıkları bir vakıadır. Ancak kendine ve topluma zararlı işler yapan pek çok insanın da........

© İnsaniyet


Get it on Google Play