menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Lambadaki Alev Gibi Tir Tir Titrerken

28 0
29.03.2026

Güneş tepenin arkasına yavaş yavaş saklanmaya başlarken köylüler de hava kararmadan ellerindeki işleri bitirmeye çabalıyordu. Güneşin yakıcı etkisi azalmış, gündüz bakmaya çalıştığımda gözümün kamaştığı o kırmızı top artık çıplak gözle rahat görülebiliyordu.   Tarla, bahçe, bağ, dağ, tepe, çayır, çimen derken herkes görevlerini bitirmiş olmanın hazzıyla yorgun bir şekilde köyün yolunu tutmaya başladı. Ortalığın sessizliğe bürünmesiyle koro halinde şarkı söyleyen çekirgeler buralar artık bize emanet der gibilerdi.

Yorgun olanlar arasında akşama kadar tüm gün köyün sığırını güdenler de vardı.  Kolay mı onca sığırı bir arada tutabilmek? Sabah erkenden bir meydanda onları toplayıp gün boyunca otlatmak, karınlarını doyurmuş halde akşam olunca sahiplerine eksiksiz teslim edebilmek, kimseden laf söz işitmeden eve varabilmek. Üstelik bunu her gün düzenli yapmak öyle hiç de sandığınız kadar herkesin üstesinden gelebileceği bir iş değil.

Evet, bu akşam yine köyün sığırı karınları tok halde yavaş yavaş ve eksiksiz köye geldi. Herkesin ineği, buzağısı, danası, kendi evlerine yine şaşırmadan ulaştı. Ben yine tüm sığırın şaşırmadan kendi evlerine varmalarına şaşırmış halde babam ve annemin arkasında eve doğru yürümeye devam ettim.  Emanetleri yerlerine sağ salim teslim eden çobanlar için görev o gün için bitmiş demekti.  Başarıyla tamamlanan bu görevden sonra artık eve huzurla gidilebilir, gaz lambası ışığında akşam yemeği yenip deliksiz uykuya dalınabilirdi.

Yemek ve uyku faslından önce yapılması adet haline gelmiş bir şey daha vardı. Her akşam evlerin önlerinde yan komşularla havanın tam kararmasına kadar yapılan oturmalar. Annem ve babamın da yer aldığı ve yakın komşuların akşam sefası yaptığı ortama ben de katılır onların konuşmalarına şahitlik ederdim.  Bu oturmalar komşular için sanki tüm günün yorgunluğunun atıldığı bir terapi gibiydi. Ne kadar yorgun olursa olsun oraya katılan herkes için bu an mutlaka yaşanmalıydı. Bu oturmalar onlar için günün vazgeçilmez bir rutiniydi. Bu oturma seansları sadece bizim mahallede değil köyün diğer mahallelerinde de gerçekleşirdi. Genellikle herkes kendi evinin yakınındaki bir köşede, kapı önünde veya bir meydanda buluşur, günün öne çıkan gelişmelerini değerlendirirdi. Televizyon, radyo, internet, cep telefonu gibi kitle iletişim araçlarının daha hayatımıza girmediği günlerdi. Köye elektrik yeni gelmiş, televizyon da sadece birkaç eve uğrayabilmişti. Onun yüzünü görebilmek herkese nasip olmazdı. O yüzden teknolojinin nimetleri ile henüz tanışamayan köylülerin bir araya geldikleri akşam sefaları onlar için tek sosyalleşme fırsatıydı.

İlkokul ikinci........

© İnsaniyet