Bütün Aylar Hilâle Meftun…

Çünkü hilâl, göğün dudağında yarım kalmış bir duadır. Hilâl eksiktir. Tam değildir. Ama tam olmaya en yakın duadır.

Gece, siyah bir mürekkep gibi akarken ufka, bir çizik belirir karanlığın alnında. Sanki kader, göğe ince bir hat çekmiştir: “Başla.” Çünkü hilâl başlangıcın adıdır… Ramazan ise o başlangıcın rahmetle büyüten çoğaltan halidir… Zamana bırakılan ilahi bir imza gibi Görülmüştür mührü bırakır kalplere…

Divan şairleri boşuna mehtabı sevgiliye benzetmedi. Fuzûlî, bir bakışın içine koca bir çöl sığdırırken; ayın hilâlini de bir kaşın inceliğine yaslamadı mı? Bâkî, gecenin atlasına işlenen ışığı överken aslında insanın içindeki eksikliği tarif etmiyor muydu? İbn Hazm hilâlsiz bir tarifi nakıs saymadı mı? Herkesin bir hilâli olmalı, İçinde sakladığı, meftun olduğu, beklediği…

Şehirler, toplumlar ve kıtalar… Hepsi de hilâli bekler. İstanbul’un minareleri arasında asılı........

© İnsaniyet