menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vicdan ve Hesap Bilinci

7 0
13.09.2026

Kanuni Sultan Süleyman her yaptığı iş için Şeyhülislâm Ebussuud Efendi den fetva alırdı. Aldığı fetvaları da bir küçük sandıkta biriktirirdi. Vasiyeti üzerine bu sandık mezarına konulmaya çalışılırken “ölünün eşyasını mezara koymak caiz değildir” deyip mezarın başındaki mollalar   tepki gösterirler. Elinde küçük sandığı taşıyan baş mabeyinci ısrarla mezara koymaya çalışırken sandık düşer ve içindeki fetvalar yere savrulur. Yazdığı fetvaları gören Ebussuud Efendi işi kavrar ve der ki, “Ah Süleyman! Sen kendini kurtardın iş bize kaldı. Biz kendimizi nasıl kurtaracağız “? 

Tarihin yaprakları, iktidarın ve gücün insan ruhunu nasıl yozlaştırabileceğine dair sayısız örneklerle doludur. Ancak bazı figürler vardır ki sahip oldukları muazzam güce rağmen üstün bir sorumluluk bilinciyle hareket ederek tarihe yön verirler. Cihan padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın, Ebussuud Efendi’den aldığı fetvaları bir sandıkta toplatıp öldüğünde kabrine konulmasını vasiyet etmesi, bu bilincin en somut tezahürlerinden biridir. Sandığın kapağı açılıp fetvalar saçıldığında Ebussuud Efendi’nin söylediği, ” Ah Süleyman! Sen kendini kurtardın; ben kendi başımı nasıl kurtaracağım?” feryadı; gücün, yetkinin ve adaletin ne denli ağır bir yük olduğunu yüzümüze çarpan tarihî bir hakikattir.

Bu kıssa, sadece geçmişte kalmış kıymetli bir hatıra değildir; bugünün modern toplumunun en çok ihtiyaç duyduğu “otokontrol” mekanizmasının özünü oluşturur.

 Dışsal denetimin içsel sorumlulukla sentez oluşturduğunda gerçek   erdemlilikten bahsedilebilir.   Halbuki, bugünün dünyasında toplum düzenini sağlamak için binlerce sayfalık kanunlar yazılıyor, şehirler kameralarla donatılıyor, dijital ayak izleri takip ediliyor. Ancak yalnızca ceza korkusu veya yakalanma riski üzerine kurulan bir düzen, denetçinin olmadığı yerde çökmeye mahkûmdur. Kamera kapsama........

© İnsaniyet