Sarı Mehmet Hafız, 19. Yy. ortalarından 1915 yılına kadar Ardanuç İskender Paşa Medresesi’nde müderrislik yapmış ve yüzlerce talebe yetiştirmiş bir alimdir. O, eğitimciliğinin yanı sıra 36 yıllık Rus işgali döneminde millî bilinci uyanık tutmaya çalışmış ve anavatana katılma ümidini hiçbir zaman kaybetmemiş örnek bir şahsiyettir.

Dua ordusunun komutanları, İslam dinini daha iyi anlatabilmek ve yaşayabilmek için hayatlarını adayanlardır. Onlar, Allah dostlarıdır. Onlar, gönül sultanlarıdır. Onlar, Anadolu’nun manevi mimarlarıdır.

Anadolu’yu vatan yapan dua ordusu komutanlarından biri de Ardanuç İskender Paşa Medresesi Baş Müderrisi Sarı Mehmet Hafız Hoca Efendi’dir. Ten rengi, saçı ve sakalı sarı olduğu için yörede “Sarı Hoca”, “Sarı Hafız” adlarıyla tanınır.

Sarı Mehmet Hafız’ın doğum ve ölüm tarihleri belli değildir. Sarı Mehmet Hafız’ın 1820’de doğduğu, bazı aile bilgilerinden hareketle tahmin edilmektedir. Muhacir gittiği Çankırı’dan 1921 yılında çocuklarıyla birlikte köyüne döndüğü ve aynı yıl Torbalı Köyünde vefat ettiği düşünülmektedir. İşte yaklaşık 100 yıl, ilme adanmış bir ömür…

Sarı Mehmet Hafız’ın Ailesinin Ardanuç’a Yerleşmesi

1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşından sonra imzalanan Edirne Antlaşması ile Ahıska Sancağı Rusya’ya bırakılınca; Anadolu içlerine doğru yoğun bir göç dalgası oluştu. Bu göç dalgalarından Ardanuç Kazası da nasibini aldı. O dönemdeki Ardanuç Kazası idaresi “Ahıska’dan gelme” halkı kaza merkezine yakın köylere yerleştirmeyi uygun gördü. Çünkü bu gelenler şehirli, okuma yazma bilen, medrese eğitimi görmüş ailelerden oluşuyordu.

Örneğin, sonradan Soyadı Kanunu ile “Çifci” soyadını alan Sınıkçı Hacı Şaban Oğulları ailesi Ekşinar köyüne, “Genç” soyadını alan “Hocagil” ailesi Tepedüzü köyüne, “Atman” soyadını alan aile Ardanuç Kale merkezine, “Okuyucu” soyadını alan Hocaoğulları ailesi de Torbalı köyüne yerleştirildiler.

Torbalı Köyüne yerleştirilen “Hocaoğulları” ailesinden Sarı Mehmet Efendi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan çok önceleri İstanbul’a giderek Fatih Medresesi’nde hafızlık eğitimi aldığı tespit edilmiştir. Eğitimini tamamladıktan sonra Ardanuç’a dönen Sarı Mehmet Hafız, İskenderpaşa Camii’nin kuzeyindeki medresede müderrislik yaptı. Çok geçmeden ünü çevredeki kazalara yayıldı. Öğrencileri çoğaldı. Aynı medresede Baş Müderrisliğe yükseldi.

1873 tarihli Erzurum Vilayeti Salnamesi’ne göre Çıldır Sancağına bağlı Ardanuç Kazasında 5213 erkek nüfusu, 35 cami ve mescit, 30 medrese ve 33 İslam sıbyan mektebi bulunduğu görülmektedir. Şüphesiz bu medreselerin en büyüğü kaza merkezi Kale’deki İskenderpaşa Medresesidir. İki katlı, 12 odalı kâgir binanın üst katı 60 -70 öğrencilik yatakhaneymiş. Alt katında da eğitim verilirmiş. Rus işgali döneminde sıbyan mektepleri ile rüştiyeler kapatılmış, sadece medreseler varlığını sürdürebilmiş.

Meslek Hayatı ve Talebeleri

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşından sonra Hoca Efendi’nin ailesi Anadolu içlerine göç etmemiş. 36 yıllık Rus işgal döneminde “Bu topraklarda minarelerden ezan sesinin kesilmemesi, din-i mübin-i İslam’ın yok olmaması için” İskenderpaşa Medresesinde Baş Müderris olarak görevini sürdürmüş. Millî bilinci uyanık tutmaya çalıştı. Yüzlerce talebe yetiştirdi. Ardanuç ve çevresinden İstanbul’a medrese eğitimi için giden gençlere, İstanbul’daki hocalar; “Buraya niçin geldiniz? Sarı Mehmet Hafız buradaki ilimlere haizdir, ona gidin” derlermiş. İskenderpaşa Medresesinde Sarı Mehmet Hafız’dan başka Âdem Hafız, Sakarya köyünden Mahmut Hafız ile Ardanuç Kadısı Mehmet Remzi (Çağal) Efendi de ders verirlermiş.

Hoca Efendi’nin talebelerinden isimleri tespit edilenler şunlardır: Ekşinar köyünden Molla Yakup ve oğlu Molla Yusuf, Sakarya köyü Cola Mahallesinden Hacı Şaban Efendi oğlu Molla Recep ve oğlu Şaban, Sarı Mehmet Hafız’ın oğlu Şaban ve torunu Molla Mustafa, Sakarya köyünden Kuncu Şaban (Önal) Efendi. Kuncu Şaban Efendi, Sarı Mehmet Hafız’ın ağzından Kur’an okuduğu için yörede saygın hafızlardan biri olmuştur. Şaban Hafız Cumhuriyet döneminde köyünün Künye Mahallesi Camii’nde fahri imam hatiplik yapmıştır. Cumhuriyet döneminde Geçitli köyünde uzun yıllar imam hatiplik yapan Hafız Mustafa (Aksakal) da Sarı Mehmet Hafız’ın öğrencilerindendir. Hafız Mustafa Hoca da ezanı ve Kur’an-ı Kerim’i Sarı Mehmet Hafız’ın makamında okurmuş.

Karlı köyünden Dilber Hafız ile Sakarya Köyü Künye Mahallesinden Mahmut Hafız da Sarı Mehmet Hafız’ın en seçkin talebelerindenmiş. Mahmut Hafız daha sonra aynı medresede müderrislik yapmıştır.

36 Yıllık Rus İşgali Döneminde Sarı Mehmet Hafız’ın Anavatana Katılma Ümidini Diri Tutma Çabaları

Sarı Mehmet Hafız, sadece Müslüman ahali arasında değil, kazadaki yöneticiler, hatta Rus Hükümet memurlarınca da derin sevgi ve saygı görürmüş. Kaza Merkezi Kale’de “kaymakam” görevi yapan Naçalik ile onun tercümanı gayrimüslimdi. Bunun dışındaki hükümet memurları yerli Müslüman ahalindendi. Hoca Efendi, Naçalik’ten köy muhtarlarına kadar herkesle diyalog içindeymiş. Fakat onun sırdaşı sayılabilecek yakınlıkta üç dostu varmış. Biri kaza merkezi Kale önünde Jandarma Teşkilatının komutanı Tevfik Efendi (Atman) idi. Tevfik Efendi Ahıska’dan gelme bir aileye mensuptu. İyi derecede Rusça bilirdi. O dönemde asayişi sağlamakla görevli jandarmalar yerli Türk ahalisinden görevlendirilirdi.

Tevfik Efendi 1915 yılı Ocak ayında Anadolu içlerine göç etmemişti. 18 Ocak 1919 tarihinde “Cenubi Garbi Kafkas İslamları Batum Vilayeti Ahalisine” başlığıyla yazılan bildiride Ardanuç kazası adına, Kars Şura-yı Millî merkezine katılma kararını imzalayan kişidir. 1956 yılında Ardanuç Adakale’de evlatsız olarak vefat etmiştir. Kabri Şehitlik Mezarlığı’ndadır, hâlen yapılmamıştır.

Diğeri ise Torbalı köyü Kansalya İstarçını Hacı Şaban Efendi Oğlu Molla Recep Efendi’ydi. Molla Recep, halkın ısrarlı seçimleri ile üç dönem üst üste Torbalı İstarçını olmuştur. O dönemde İstarçınlar bucak müdürlüğü görevini yaparlar ve muhtarlar gibi halk tarafından seçilirdi. Torbalı İstarçınlığı bölgesine 11 köy bağlı idi. Torbalı İstarçını Molla Recep Efendi, Sarı Mehmet Hafız’ın hem talebesiydi hem de Hoca Efendinin köyü Torbalı’daki Kansalya İstarçınlığı binasında görevliydi. Bu bakımdan sık sık bir araya gelirlerdi. Ayrıca Molla Recep Efendi, Teşkilat-ı Mahsusa üyesi idi. Recep Efendi daha sonra Sarıkamış Harekâtına destek sağlamak amacıyla Ardanuç üzerinden Ardahan’a yürüyen Teşkilat-ı Mahsusa Alayı Birinci Tabur Kumandanı Dr. Bahaeddin Şakir Bey’in yanında yer almıştı. Recep Efendi Ardahan bozgunundan sonra da emrindeki milislerle Çoruh Müfrezesine katılmış, sonra çekilen kuvvetlerimizle birlikte o da Bayburt’un Baksı köyünde muhacir ailesinin yanına gitmiş, 1916’da orada tifodan vefat etmiştir.

Üçüncü kişiyse İskenderpaşa Medresesi Müderrislerinden Ardanuç Kadısı Mehmet Remzi (Çağal) (1862-1956) Efendi’ydi.

Elviye-i Selase (Üç Sancak) topraklarının Rus idaresine savaş tazminatı olarak bırakılmasından sonra Kars’a şehbender (konsolos) olarak atanan Mehmet Asım Bey Anadolu içlerine doğru göçlerin engellenmesi için yoğun çaba göstermişti. İmamlar, müftüler ve medrese hocaları vasıtasıyla el altından şu mesajı vermişti: “Buraları padişah, geçici bir zaman için tazminat yerine Ruslara bırakmıştır. Gaziler ocağı, şehitler yatağı bu mübarek topraklardan Ezan-ı Muhammedî ve Müslüman sesi kesilmesin. Cami ve mescitlerin, türbelerin hatırı için kafirin zulmüne katlanarak vatanda kalıp, ekseriyeti temin etmek, en büyük ibadet ve millet hizmetidir. Din içinde din saklamak en büyük ibadettir.” Bu mesaj Sarı Mehmet Hafız’a da ulaşmış, o da bu mesajın gereğini harfiyen yerine getirmiştir.

Birinci Dünya Savaşının Başlaması ve Muhacirlik

Birinci Dünya Savaşı başlayınca, Ardanuç’un son Naçaliki Kel Karapet İstarçınlarını, köy muhtarlarını ve köylerden ileri gelen ağaları çağırarak tehdit yollu bir şekilde uyararak şöyle demiş: “Bakın komşular, burası harp yatağıdır. Yakında Osmanlı ile harp başlayacak, biz hükümet memurları buralardan çekilip gideceğiz. Buralara Osmanlı askerleri gelecekler. Onlara yedirin içirin. İcabında misafir edin. Ancak, sakın onlarla birleşip bize karşı silah kullanmaya çalışmayın. Çünkü biz buralara tekrar geleceğiz. O zaman siz zararlı çıkarsınız!” Halkın sessiz kaldığını görünce bir adım daha ileri gitmiş ve şöyle demiş: “İsterseniz sizi Batum‘a veya Kars’a götürelim. Bizim yanımızda gönüllü savaşmak isteyenler askere yazılabilir.” Bunun üzerine ağalar “Naçalik Efendi, biz babamıza kurşun atmayız!” deyince Naçalik Karapet de “O zaman ne onlara ne de bize yardım edin” diyerek yanlarından ayrılmış.

Naçalik ile maiyetindekiler 1914 yılının Kasım ayının ilk haftasında Ardanuç’tan ayrıldıktan sonra Hod Hudut Taburu birliklerinden bir Türk müfrezesi Ardanuç Kale’ye girmiş. Aynı günlerde Trabzon’dan gelen “Sürmene Çetesi”, arkasından da Altunoğlu Süleyman Efendi idaresindeki “Hod Çetesi” Ardanuç’a ulaşmış.

Sarıkamış Harekâtına destek sağlamak amacıyla Bilbilan-Yalnızçam üzerinden Ardahan baskınına katılan 8. Mürettep Alay Kumandanı Alman Binbaşı Ştange Bey ile eski İttihatçılardan Teşkilat-ı Mahsusa Alayı 1. Tabur Kumandanı Dr. Bahaeddin Şakir Bey 1914 yılı Aralık ayının son günlerinde Ardanuç’a gelmişler. Halk gelenleri büyük bir coşkuyla karşılayıp bağırlarına basmış. Yerli halktan milis kuvvetleri oluşturulmuş. Bir kol Ardanuç-Bilbilan-Yalnızçam üzerinden, ikinci kol Savşat-Sahara Geçidi üzerinden Ardahan’a taarruz edip şehri 29 Aralık 1914 gecesi ele geçirmişlerse de 4 Ocak 1915 günü Ruslar Kars üzerinden takviye kuvvetler alarak Ardahan’a girmişler. 5 Ocak 1915 sabahında büyük bir karışıklık ve sokak boğuşmaları sonrasında kuvvetlerimiz birçok şehit ve yaralıyı düşman elinde bırakarak Ardanuç ve Şavşat’a doğru çekilmeye başlamış.

Ruslar tarafından cezalandırılacaklarını bildikleri için panik içinde ahırlarının kapılarını açarak hayvanlarını salıveren Ardanuç halkı 1915 yılının Ocak ayının ilk haftasında karla kaplı Bereket-Ovacık köyleri üzerinden Hod’a, oradan Çoruh’un son yakasına geçip Yusufeli-İspir-Bayburt üzerinden Anadolu içlerine doğru yollara koyulmuşlar.

Bu muhacir kafilelerinin içinde Sarı Mehmet Hafız ve ailesi de yer almış. Hoca Efendi ve ailesi, Hod üzerinden Yusufeli’nin Çeltikdüzü Köyü Mahik mezrasına ulaştıklarında Sarı Mehmet Hafız’ın eşi Münevver Hanım vefat etmiş. İspir, Bayburt üzerinden Çankırı’ya ulaşan Hocaefendi, burada altı yıl kaldıktan sonra köyü Torbalı’ya dönmüş. Sarı Mehmet Hafız’ı yakından görüp tanıyanlar O’nun sürekli abdestli gezdiğini, vefatından iki yıl öncesine kadar için için ağladığını ifade etmişlerdir. 1921 yılında vefat eden Sarı Mehmet Hafız, Torbalı köyü mezarlığına defnedilmiştir. Torunu Molla Mustafa Okuyucu uzun yıllar Torbalı köyü camiinde İmam- Hatiplik yapmıştır.

Varisleri Torbalı köyündeki arazilerini 1975 yılında satıp Bursa’ya yerleşmişler.

Sonuç Yerine

Ardanuç ve çevresindeki talebeleri “Sarı Mehmet Hafız Ağzı” Kur’an okuma makamını uzun yıllar sürdürmüşlerdir. Seferberlik dönüşü yani 1920 yılından 1924 yılına kadar faaliyette olan medrese binası 3 Mart 1924 tarihinde medreselerin kapatılması üzerine 23 Haziran 1941’e kadar metruk kalmıştır.

Yalnız üzülerek ifade etmek gerekir ki Sarı Mehmet Hafız’ın vazife yaptığı İskenderpaşa Medresesi 23 Haziran 1941 tarihinde “harap medrese” adıyla camiden ayrılıp “Muhasebe-yi Hususiye” yani devlet maliyesi tarafından bir şahsa satılmıştır. Satın alan şahıs medrese önündeki hazirede eski müderrislerin mezarlarını ortadan kaldırmamış, imkân nispetinde muhafaza etmiştir. Medrese mülkiyeti günümüze kadar üç kere el değiştirmiştir. Bugün hâlihazırda iki katlı binanın ikinci katının söküldüğünü, alt katının da konut olarak kullanıldığını müşahede etmekteyiz.

İskender Paşa Medresesi’nin adına uygun şekilde Cami Külliyesine yeniden kazandırılması ümidiyle vefatının 102. yıldönümünde Sarı Mehmet Hafız başta olmak üzere Anadolu’nun manevi mimarlarını rahmet ve minnetle anıyorum.

[1] Bu yazı “Artvinde Dini Hayat, Halit Özdemir, Ardanuç İskenderpaşa Medresesi Baş Müderrisi Sarı Mehmet Hafız, Sayfa 145-160 arası. Editörler: Dr. Halil Arslan, Dr. Esma Yılmazlar, Dr. İbrahim Sainkaplan. Ankara: Fecr Yayınları, Ekim 2023.” adlı editoryal çalışmada yer alan makalenin insaniyet.net için yeniden kaleme alınmış şeklidir.

The post Ardanuç İskender Paşa Medresesi Baş Müderrisi Sarı Mehmet Hafız’ın Hayatı Ve Şahsiyeti first appeared on İnsaniyet.
QOSHE - Ardanuç İskender Paşa Medresesi Baş Müderrisi Sarı Mehmet Hafız’ın Hayatı Ve Şahsiyeti - Halit Özdemir
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Ardanuç İskender Paşa Medresesi Baş Müderrisi Sarı Mehmet Hafız’ın Hayatı Ve Şahsiyeti

36 0
06.03.2024

Sarı Mehmet Hafız, 19. Yy. ortalarından 1915 yılına kadar Ardanuç İskender Paşa Medresesi’nde müderrislik yapmış ve yüzlerce talebe yetiştirmiş bir alimdir. O, eğitimciliğinin yanı sıra 36 yıllık Rus işgali döneminde millî bilinci uyanık tutmaya çalışmış ve anavatana katılma ümidini hiçbir zaman kaybetmemiş örnek bir şahsiyettir.

Dua ordusunun komutanları, İslam dinini daha iyi anlatabilmek ve yaşayabilmek için hayatlarını adayanlardır. Onlar, Allah dostlarıdır. Onlar, gönül sultanlarıdır. Onlar, Anadolu’nun manevi mimarlarıdır.

Anadolu’yu vatan yapan dua ordusu komutanlarından biri de Ardanuç İskender Paşa Medresesi Baş Müderrisi Sarı Mehmet Hafız Hoca Efendi’dir. Ten rengi, saçı ve sakalı sarı olduğu için yörede “Sarı Hoca”, “Sarı Hafız” adlarıyla tanınır.

Sarı Mehmet Hafız’ın doğum ve ölüm tarihleri belli değildir. Sarı Mehmet Hafız’ın 1820’de doğduğu, bazı aile bilgilerinden hareketle tahmin edilmektedir. Muhacir gittiği Çankırı’dan 1921 yılında çocuklarıyla birlikte köyüne döndüğü ve aynı yıl Torbalı Köyünde vefat ettiği düşünülmektedir. İşte yaklaşık 100 yıl, ilme adanmış bir ömür…

Sarı Mehmet Hafız’ın Ailesinin Ardanuç’a Yerleşmesi

1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşından sonra imzalanan Edirne Antlaşması ile Ahıska Sancağı Rusya’ya bırakılınca; Anadolu içlerine doğru yoğun bir göç dalgası oluştu. Bu göç dalgalarından Ardanuç Kazası da nasibini aldı. O dönemdeki Ardanuç Kazası idaresi “Ahıska’dan gelme” halkı kaza merkezine yakın köylere yerleştirmeyi uygun gördü. Çünkü bu gelenler şehirli, okuma yazma bilen, medrese eğitimi görmüş ailelerden oluşuyordu.

Örneğin, sonradan Soyadı Kanunu ile “Çifci” soyadını alan Sınıkçı Hacı Şaban Oğulları ailesi Ekşinar köyüne, “Genç” soyadını alan “Hocagil” ailesi Tepedüzü köyüne, “Atman” soyadını alan aile Ardanuç Kale merkezine, “Okuyucu” soyadını alan Hocaoğulları ailesi de Torbalı köyüne yerleştirildiler.

Torbalı Köyüne yerleştirilen “Hocaoğulları” ailesinden Sarı Mehmet Efendi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan çok önceleri İstanbul’a giderek Fatih Medresesi’nde hafızlık eğitimi aldığı tespit edilmiştir. Eğitimini tamamladıktan sonra Ardanuç’a dönen Sarı Mehmet Hafız, İskenderpaşa Camii’nin kuzeyindeki medresede müderrislik yaptı. Çok geçmeden ünü çevredeki kazalara yayıldı. Öğrencileri çoğaldı. Aynı medresede Baş Müderrisliğe yükseldi.

1873 tarihli Erzurum Vilayeti Salnamesi’ne göre Çıldır Sancağına bağlı Ardanuç Kazasında 5213 erkek nüfusu, 35 cami ve mescit, 30 medrese ve 33 İslam sıbyan mektebi bulunduğu görülmektedir. Şüphesiz bu medreselerin en büyüğü kaza merkezi Kale’deki İskenderpaşa Medresesidir. İki katlı, 12 odalı kâgir binanın üst katı 60 -70 öğrencilik yatakhaneymiş. Alt katında da eğitim verilirmiş. Rus işgali döneminde sıbyan mektepleri ile rüştiyeler kapatılmış, sadece medreseler varlığını sürdürebilmiş.

Meslek Hayatı ve Talebeleri

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşından sonra Hoca Efendi’nin ailesi Anadolu içlerine göç etmemiş. 36 yıllık Rus işgal döneminde “Bu topraklarda minarelerden ezan sesinin kesilmemesi, din-i mübin-i İslam’ın yok olmaması için” İskenderpaşa Medresesinde Baş Müderris olarak görevini sürdürmüş. Millî bilinci uyanık tutmaya çalıştı. Yüzlerce talebe yetiştirdi. Ardanuç ve çevresinden İstanbul’a medrese eğitimi için giden gençlere, İstanbul’daki hocalar; “Buraya niçin geldiniz? Sarı Mehmet Hafız buradaki ilimlere haizdir, ona gidin” derlermiş. İskenderpaşa Medresesinde Sarı Mehmet Hafız’dan başka Âdem Hafız, Sakarya köyünden Mahmut Hafız ile Ardanuç Kadısı Mehmet Remzi (Çağal) Efendi de ders verirlermiş.

Hoca Efendi’nin talebelerinden isimleri tespit edilenler şunlardır: Ekşinar köyünden Molla Yakup ve oğlu Molla Yusuf, Sakarya köyü Cola Mahallesinden Hacı Şaban Efendi oğlu Molla Recep ve oğlu Şaban, Sarı Mehmet Hafız’ın oğlu Şaban ve torunu Molla Mustafa, Sakarya köyünden Kuncu Şaban (Önal) Efendi. Kuncu Şaban Efendi, Sarı Mehmet Hafız’ın ağzından Kur’an okuduğu için yörede saygın hafızlardan biri olmuştur. Şaban Hafız Cumhuriyet döneminde köyünün Künye Mahallesi Camii’nde fahri imam hatiplik yapmıştır. Cumhuriyet döneminde Geçitli köyünde........

© İnsaniyet


Get it on Google Play