Bir Kayısı Ağacı Hikâyesi
Bu kayısı ağacı, bitişiğimizdeki gecekondu bir evin önünde. Ev geniş bir cadde üzerinde ve evin bahçe duvarı yok. Ağacın dallarının bir kısmı gecekondunun çatısına doğru uzanırken bir kısmı da kaldırıma doğru boy vermiş. Sivas’ta böyle bereketli bir kayısı ağacı görmedim inanın; maşallah sübhanallah.
Evde kimse oturmuyor fakat sahibi resimdeki minibüsle zaman zaman uğrayıp kendince eve ağaca göz kulak oluyor, bakıp gidiyor. Birkaç gün önce yine uğramış boyunun yettiği dallardan uzanıp nazikçe sallayarak, boyunun yetmediği dallara da minibüsün üzerine çıkarak incitmeden dalı yaprağı epey bir kayısı toplayıp götürmüştü. Resimde belli oluyor. … Esas hikâye gecekondu evin sahibi yokken. İş bu hikâye de bugün balkonumuzda çayımı içip dışarıyı seyrederken şahit olduklarımdan:
10-12 yaşlarında iki erkek çocuk ağacın altından geçiyor. Yere dökülmüş kayısıları görünce duruyorlar ve daldaki kayısılara bakarak:
— Liööö, gaysılara (kayısı değil) bah, anooo, abariii.
— Lan olum elleme ha sahibi görür mörür.
— Olum la yere düşenlerden alah.
— Yoh olum gene de haram maram eder.
— Lan sennen gezmek bela zaten.
— Gezme olum, Allah Allah yalvaran mı var.
Diyor ve yerdeki iri bir gaysıyla öyle bir şut çekiyor ki gaysı teee bilmem nereye… Ve hiç bi tane almadan gidiyorlar… ….. 13-15 yaşlarında iki kız:
— Ana gııı! Hele gaysılara bah maşallah.
— He gııı, nasıl da böyümüşler maşallah
— Bir iki tane alsah mı gı, günah olur........
