We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Nazım Hikmet’in Eski Necip Fazıl’ın Yeni Hali

3 0 0
22.09.2021

Bir insanı ya da bir toplumu, şu ya da bu şekilde harekete geçiren itici güç, dıştan geldiği düşünülse de çoğu zaman içten gelir. İnsanların doğruları olduğu gibi, devletin de yanlışları olmasına karşın, zaman zaman doğru kabul edilen ancak yanlış olan düşünceleri vardır.

Bir zamanlar topluma yapılan telkinlere göre, o “komünist”ti, “kaçak”tı, “hain”di, “Türkiye düşmanı”ydı!.. Zaman geçti algılar değişti, toplumun beyni fena halde yıkandı. Çünkü “devletin doğruları”, “mutlak doğru” sanılıyordu. Sonra devleti yönetenler sırayla şiirlerini okumaya başladılar onun…. Demek ki, “Devletin hem doğrularını ve hem de yanlışları”nı “zaman” yalanlamıştı.

Hoş, var olası devlet kendi ideolojik yapısını bir türlü aşamadığı için, kendisine aykırı düşünen her kafayı mutlak manada koparmaya çalışmış, bu yüzden de hiçbir şaire huzur vermemişti geçmiş dönemlerde…

Mehmed Âkif’in başına gelenler, deyim yerinde ise, pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. İstiklâl Marşı şairinin İstiklâl Mahkemeleri’nde yargılanmaması için, devletten önce davranıp kendini Mısır’a sürgün etmiş ve birçok insanın tahammül edemeyeceği çileler çekmişti…

Sabahaddin Ali, Sinop zindanında tükenmeye terk edilmiş, tükenmeyince Bulgar sınırını geçmeye çalışırken bir suikast sonucu ortadan kaldırılmıştı…

Necip Fazıl ve Nazım Hikmet gibi şairler, hapishaneleri mesken tutmuş, her birine bir “kulp” (kimisine komünist, kimisine hain, kimisine gerici denilerek mimlenmişlerdir) takılıp öldürülmekten beter edilmişlerdir! Bunların içinde Yahyâ Kemal Bey’in kaleme aldığı Ezan şiiri doğrusunu söylemek gerekirse, tam bir şâheser olarak kendini gösteriyor ve ortaya koyuyor.

Yahya Kemal, “Ezan-ı Muhammedi”nin yasak olduğu dönemde, kendini tutamayıp “Ezan-ı Muhammedi” başlıklı şiirinde:

“Emr-î bülendsin ey Ezân-ı Muhammedî,

Kâfî değil sadâna cihân-ı Muhammedî;

Sultan Selîm-i Evvel’i râmetmeyüp ecel,

Fethetmeliydi âlemi şân-ı Muhammedî”

Mısrâlarıyla başlayan bu şiiri okurken, kulaklarınız sanki tarihin derinliklerinden süzülüp gelen ve okunan sabah ezanlarının lâhûtî sedâlarıyla şenleniyor.

“Ezân-ı Muhammedî” şiirine bu özelliği ve güzelliği kazandıran iki nedenden biri, Yahyâ Kemal gibi güçlü bir şâirin eseri olması, diğeri ise zor şartlar altında kaleme alınmasıdır.

Türkçe Kur’an, Türkçe Ezan diyerek ortalığın velveleye verildiği, zihinlerin bulandırıldığı, dînî kavramların sulandırıldığı bir dönemde, İslâm’ın asliyetini ve sâfiyetini bozmak için elden gelen gayretin........

© İnsaniyet


Get it on Google Play