menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Rumelili Yunus

15 0
04.06.2026

Yunus Emre, dili ilmek ilmek işlemiş. İşlemek ne kelime, adeta dil olmuş, mücessem bir dil; Duruşu, bakışı ve dokunuşuyla gönülden gönüle akan bir ark olmuş, şehirden şehre giden bir yol olmuş.  Yunusça söyleyiş böylece zuhur etmiştir… Sade, ama derinlikli. Kendine has musikisiyle yürekleri titreten sade ve derinlikli ses.

İşte bu ses, Anadolu’nun mayasıdır… Bizi biz yapan öz, o seste gizli. Bu ses zaman içinde öylesine büyümüş ki, Anadolu’da on sekiz farklı yerde yankı yapmış. Sadece Anadolu’da mı? Hayır, yukarı illere, can Azerbaycan’a çıkmış. Hani Bahtiyar Vahapzâde’nin dediği gibi: “Bir yerde ölüp, bes, niye min yerde mezarı?”

Evet, bir yerde ölüp bin yerde anılan… Öyledir; zira o söz mülkünün sultanıdır. Yine Vahabzâde’nin deyişiyle, “varlık sesidir.” Gerçekten de Yunus, varlığın sesidir… O sesi Türk dilinin ulaştığı her yerde duymak mümkündür: Anadolu’dan Azerbaycan’a oradan Rumeli’ye… Yunus, bu milletin tercümanı.

Geçtiğimiz günlerde bu “varlık sesi”nin izinde söze hükmeden bir gönül adamını, Bursalı Âşık Yunus’u ziyaret etmiş, oradaki hali tasvir etmiştik. Biz, her ne kadar Bursalı Âşık Yunus için yola çıksak da, dönüş yolumuzda bir başka Yunus’un eşiğine daha varmıştık: Rumelili Yunus… Üsküplü Yunus.

Biraz evraklar arasında yolculuk yaptım. Gördüm ki, o Rumelili Yunus, sürgünde Magosa’da sırlanan meşhur Atpazarî Osman Efendi’nin meclisinde yetişen canlardan biridir. Malum Bursalı İsmail Hakkı da bu kâmil insanın huzurunda sükûna ermişti. Bu demek........

© İnsaniyet