Bir Çocuk Nasıl Katil Olur?
“Mükemmel değil, merhametli çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi bilen çocuklar…” Doğan CÜCELOĞLU
“Mükemmel değil, merhametli çocuklar yetiştirin. Karıncaları ezmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri ezip geçmeyen, sevgiyi hissetmeyi ve hissettirmeyi bilen çocuklar…”
Son yıllarda hepimizin zihnini meşgul eden ağır bir mesele var: Çocuklar ve gençler arasında artan öfke, saygı eksikliği, akran zorbalığı ve şiddet eğilimi. Okullarda öğretmenlere yönelik saldırılar da maalesef artışta. Bunlar tek tek hadiseler gibi görünse de aslında aynı damardan beslenen bir toplumsal kırılmanın işaretleri.
Bir toplumun hassas aynası çocuklarıdır. Çocukların dili, bakışı ve davranışı bize o toplum hakkında bilgi verir. Eğer bir çocuk öğretmenine el kaldırabilecek yahut hakaret/saygısızlık edecek noktaya gelmişse, mesele yalnızca disiplin ya da eğitim meselesi değildir. Elbette eğitim ve disiplin çok önemli ve gereklidir lakin bu durum, insanın iç dünyasıyla, terbiyesiyle, fıtratıyla ilgili bir mesele olarak da ele alınmalıdır.
Her insanın yüreğinde doğuştan bulunan bir merhamet tohumu vardır. Bir bebeğin bir kediyi okşarken yüzünde beliren o masum tebessüm fıtratın ilk işaretleridir. İnsan kalbi merhamete yatkın, günahsız yaratılmıştır. Gelin görün ki fıtratın korunması emek ve özveri ister. Bir tohumun toprağa ekilmesi gibi. Tıpkı bir bahçe gibi. Tüm erdemler merhametten ve sevgiden neşet eder.
Toprak çapalanıp yabani otlardan arındırılmaz ise dikenler büyür. Tohum korunmazsa filizlenmez. Bugün bazı çocukların davranışlarında gördüğümüz şiddetin önemli bir kısmı, bu ihmal edilmiş bahçenin, tohumun ve toprağın sonucudur.
Modern hayat çocuklara tüm bilgileri ulaşır kılıyor fakat nefis terbiyesi sunmakta zorlanıyor. Çocuklarına insan olmanın inceliğini öğretmekle mükelleftir aileler.
İslam kültürü, çocuk terbiyesinde yalnızca davranışı değil kalbi/ruhu eğitmeyi de esas alır. Peygamber Efendimiz’in hayatına bakıldığında bunun sayısız örneği görülür. Bir çocuğun omzuna sevgiyle dokunmak, onun sözünü dikkatle dinlemek, küçük bir çocuğu incitmekten çekinmek, kuşu ölen çocuğa taziyeye gitmek…
Resûlullah’ın bir çocuk ağladığında namazını kısa tuttuğunu ve secdeye vardığında minik torununun omzuna çıkmasından ötürü secdesini uzattığına dair rivayetler vardır. Hatta kuşu ölen bir çocuğa taziyeye gitmiştir. Peygamber Efendimiz’in bu mübarek tavırları çocuğa verilen değerin açık bir göstergesidir. Çocuğa görelik ilkesi bin dört yüz sene evvel Asr-ı Saadette başlamıştır. Peygamberimiz bir çocuğun dünyasını daima ciddiye........
