Hazin Bir Ayrılıktan Yeniden Doğuşa Dönüşen Bir Dergi: Doğan Kardeş

Çocukluğum eğitimci olan ebeveynimin tayini dolayısıyla Anadolu’nun ücra bir köyünde geçti. Kışları normal okul rutini günü doldururdu. Çoluk çocuk cümbür cemaat o kalabalıkta yalnızlık çekmezdim. Ama yazları babamın okul müdürü olması sebebiyle izin alıp bir yere ya da memlekete gidemediğimiz için o kocaaa okulda okulun bahçesinde biz üç kardeş tabiri caizse karga kovalardık. Lojmanın kocaman güzel bir bahçesi ve sayamadığım çeşitlilikte meyve ağaçları vardı. Kâh ağaçların tepesinde meyve yiyerek, kâh altına serdiğim kilim üzerine babamın aldığı tatil kitapları, çocuk dergileri, çeşitli çocuk hikâye ve romanlarını okuyarak geçirirdik o koca yazları. Kitaplarla olan dostluğum daha o yaşta o su gibi ömrümün ilk çağlarında uzak ülkelere seyahat gibi başlamıştı. Babam kitap konusunda bize çok cömert davranmıştır. Kendisi de okumayı sever. Kitap bizim evin süsü, en nadide parçasıdır. Kitap almak dedin mi akan sular durur. Okuma saati çok ciddi bir iştir bizde. Okumaya başlayınca soluğu bile sesli alamazdın. Demem o ki o kadar yani…! Neyse! Babamın görev yaptığı yer ilçeye on beş yirmi dakika mesafede kırsalda bir yerdi. Köyün çocukları okul zamanı bile iş gücü sayılır, anne babaları tarafından evde, bahçede, tarlada ne kadar yapabilecekleri iş varsa verilirdi. O sebeple yazın oynayacak arkadaş bulamazdık. Diğer öğretmen çocukları, memleketlerine gider, sonbahara doğru heybelerinde bir sürü anı, dede nineleri ile geçirdikleri zamanların tortusunda kalan yaşanmışlıkları anlatırlardı. Babam müdür olduğu için bizim o kadar uzun boylu uzak kaldığımızı hatırlamıyorum. Bu sebeple o zamanlarda olduğu gibi ömrümün sonraki yıllarında da kitaplar en kadim sohbet arkadaşlarım oldu. Babam şehre her gidişinde hiç eli boş gelmezdi. Bize o zamanın çeşitliliği oranında oyuncakların yanı sıra çeşit çeşit kitaplar dergiler alırdı. Şimdi anlıyorum ki çantadan çıkan rengârenk kitaplar ve bana yeni dünyalar sunan kapakları ile ilk karşılaşmam, ilk tanışıklık ve sonrasında sanki yeni bir arkadaşla ilk sohbeti etmenin heves ve heyecanıyla geçirdiğim saatler benim seslendirmen olarak çalışmama zemin hazırlayan yıllar olmuş. Hatırımda kalan o kitaplardan bazıları;

Edmondo De Amicis’ten Çocuk Kalbi, Antoine de Saint-Exupery’den Küçük Prens, Jules Verne’in Seksen Günde Dünya Turu, İki Yıl Okul Tatili , Dünya’nın Merkezine Yolculuk ve Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Jonathan Swift’in Gulliver’in Gezileri, Ömer Seyfettin’den Seçme Hikayeler, Lewis Carroll’dan Alice Harikalar Diyarında, Daniel Defoe’dan Robinson Crusoe, Ferenc Molnar’dan Pal Sokağı Çocukları, Carlo Collodi’den Pinokyo, Jack London’dan Beyaz Diş, Charles Dickens’tan Oliver Twist, Büyük Umutlar, Binbir Gece Masalları vb.. vb.. vb. aklıma ilk etapta gelenler bunlar. Ve çocukluk yazlarım boyunca daha niceleri.

Bir de o vakitlerde Şeker Bank gibi bankaların çocuklar için çıkardığı dergiler vardı. Babam bunların yanında Doğan Kardeş dergisini de getirirdi. Babamların evde arka balkon; çocukluk anılarımızla dolu, oyuncaklar, kıyafetler, eşyalar, kitaplarla bezeli bir geçmiş zaman yolculuğudur. Her gidişimizde o zaman koridoruna girer bir geçmişe gider geliriz. Elime geçen ve kapağı fazlasıyla aşınmış bir Doğan Kardeş dergisi bütün bunları düşündürdü bana. Sadece fasikül fasikül tanıdığım dergiyi tarihçe açısından incelediğimde ise bambaşka bir hikâye çıktı karşıma. Dergi, Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent’in oğlu Doğan’ın adına çıkarılmış. Ama dergiye ismini veren hep çocuk kalacak olan Doğan’ın acı bir hikâyesi var. O vakitler bilmediğim bu hikâyeyi okuyunca çok üzüldüm doğrusu. Bankanın kurucusu Kazım Taşkent oğlu Doğan’ı İsviçre’nin Flims kasabasındaki bir yatılı okulda okumaya gönderir. El kadar çocuk yatılı okulun zorlukları bir yana anne baba ilgisi, baba ocağı ve vatan özlemi çekmektedir muhtemelen. Talihsizlik odur ki 10 Nisan 1939 tarihinde Alpler’de meydana gelen bir heyelan sonucunda on yaşında hayata gözlerini yumar. Bu ölüm çok acı dolu özlem dolu bir ölümdür. Ve Kâzım Taşkent, ona olan özlemini yansıtmak, onun anısını yaşatmak için bir çocuk dergisi çıkarmayı düşünür. Yapı ve Kredi Bankası’nın desteği ile çıkarılan dergi, bankanın Eylül 1944’te faaliyete geçmesinden yedi ay sonra, yine o dönemdeki bankanın kültür ve sanat müşaviri Vedat Nedim Tör‘ün idaresinde aylık bir dergi olarak........

© İnsaniyet