Üç Al İki Öde/ Şimdi Al Sonra Öde

Para özgürlük getiriyor. Özgürlük, kaybetmekten korkacağımız şeylere sahip olmamızı getiriyor. Korku/kaygı da özgürlüğü elden alıyor. Sahip oluş sırasında yaşanan özgürlük, dolaylı yoldan elden çıkıyor. Madde, içinde erimiş bir kölelik taşıyor. Yoksunluk ise tüm bunların, bu gizli köleliğin ötesinde yavan, saf, acımtırak bir biçimde sabit duruyor.

Reklamlar paramızı almak için yırtınıp duruyor. Bizim iyiliğimizi ister gibi yapmakla kalmıyor. Mutluluğun hemen dibimizde durduğu konusunda ısrar ediyor. Hatta o şeyi almazsak ahmak olduğumuza bizi ikna ediyor. Almayanların durumuyla alay ediliyor. Bak almamış, görmemiş, duymamış… Alan kişi yakışıklı ya da güzeldir. Almayan kişi ebleh bir gülüş takınan muhtemelen kilolu biridir. Bu kandırmacayla o şeye ihtiyaç duyuyor oluyoruz. Gözümüz kararıyor.

Yenilememiz ve değiştirmemiz için ağır baskı altındayız. Karşı çıkar ve edilgen tutumdan sıyrılırsak her yandan üstümüze saldırılacak gibi hissediyoruz. Arama motorları, televizyon, radyo, kırmızı ışık etrafını sarmış panolar, reklamı kaldırmak için reklam parası isteyen uygulamalar; kendinden geçmiş, gözü kararmış biçimde paramızı arzuluyor. Şimdi al sonra öde, bitmeyen sözde kampanyalar, bir üst modeller; sizi düşünüyoruz yalanına bizi inandırıyor. Yolda biraz müzik dinleyeyim derken kendimizi arabanı sat yenisini al........

© İnsaniyet