Emanet Numarası

Günün en yoğun saatleriydi. Önümdeki hasta listesi uzayıp gidiyor, telefonlar bir an olsun susmuyordu. Evde sağlık hizmetlerinin o bitmeyen koşuşturmacasının içinde, sistemdeki küçük bir uyarı gözüme takıldı: Bir hastamızın ilaç raporunun süresi dolmak üzereydi. Bu, ertelenemeyecek bir görevdi; o ilaçlar, bir annenin sağlığa tutunduğu dallardı. Hastanın kaydında iki telefon numarası vardı. Biri belki kendine, diğeri bir yakınına aitti. İlkini aradım, telefon uzun uzun çaldı ama açan olmadı. Meşgul bir ana denk gelmiştir diye düşündüm, olur böyle şeyler. Diğer numarayı tuşladım. Yine aynı sessizlik… Sadece telefonun mekanik çalışı yankılandı kulağımda. “Neyse,” diye mırıldandım, “birazdan tekrar denerim.” Günün geri kalanı, acil çağrılar ve bitmek bilmeyen evrak işleriyle akıp gitti. Öğleden sonra, masamdaki çayın buğusu tüterken aklıma yeniden o rapor geldi. Bu kez şansımı ikinci numaradan yana kullandım. Birkaç çalıştan sonra telefon açıldı. Ahizeyi kulağıma daha bir özenle yerleştirip o en nazik ses tonumla kendimi tanıttım:

“– Merhabalar, evde sağlık hizmetlerinden arıyorum. Annenizin ilaç raporunu yenilememiz gerekiyor da, elinizdeki ilaçların isimlerini bana sayabilir........

© İnsaniyet