Mary Dejevsky Nicolas Maduro'nun ele geçirilmesi küresel düzeni nasıl altüst edecek? |
ABD'nin Venezuela'ya, daha doğrusu Trump yönetiminin Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya karşı tek taraflı hamlesinin nasıl değerlendirileceği, tamamen bundan sonra olacaklara bağlı. Maduro ve eşini canlı ele geçirmek ve yalnızca askeri ve bağlantılı tesisleri hedef almak bakımından operasyon ne kadar temiz görünürse görünsün, Donald Trump'ın başkanlığının kaderini değilse de mirasını ve itibarını belirleyecek şey, sonrasında Venezuela'da ve ötesinde yaşanacaklar.
Venezuela'da yeni hükümet sorun çıkmadan kurulabilirse, iktidar kurumları sağlam kalırsa, (yeterince) özgür ve adil sayılabilecek yeni seçimler yapılırsa, Maduro destekçileri ve onun iktidarından çıkar sağlayanların muhtemel tepkisi kontrol altına alınabilirse ve Haiti'yi andıran bir çete kaosunun önüne geçilebilirse, Trump zafer ilan edebilecek ve bölgedeki zarar verici yansımalar sınırlı kalacak.
Bu zor bir görev ama imkansız olmayabilir. Trump, muhtemelen kendi arka bahçesi diyeceği bir alanda ABD'nin nüfuzunu pekiştiren, güncellenmiş bir Monroe Doktrini izlemekle övünüyor; gerçekteyse bu, Batı Yarımküre'de kuzeyden güneye uzanan devasa bir etki alanı anlamına geliyor. Bu, Trump'ın gözünü diktiği iki ülkeye, Grönland ve Panama'ya da uyarı gönderecek. Trump ABD'sinin kendi güvenlik bölgesi olarak gördüğü coğrafyada düşman (özellikle Çin) parası ve etkisinin büyümesine izin verilmemesi yönündeki uyarılarında ne kadar ciddi olduğunu gösterecek.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Öte yandan Venezuela'da iktidar sorunsuz bir şekilde devredilmezse ve yönetim aygıtının başının kesilmesinin sonucu az ya da çok kaos olursa Trump çok savunmasız görünecek; Irak ve diğer savaşların başarısızlığıyla ilgili bizzat yaptığı imalar dönüp kendisini vuracak. Cumhuriyetçiler bu yılki ara seçimlerde yenilgiye uğrayabilir, Trump topal ördek bir başkan haline gelebilir ve Nobel Barış Ödülü umutları da suya........