We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Dava ve bahane olarak Filistin

12 0 0
17.09.2020

Beyaz Saray'da dün, İsrail ile BAE ve Bahreyn arasında ilişkilerin normalleşmesi için "tarihi barış anlaşması" imzalandı.

Elbette, belirli hedefleri olan ve bilindik Arap olmayan başkentlerin ajandalarına hizmet eden Arap televizyon kanalları, ortalığı velveleye verdiler.

72 yıldır var olmasına rağmen Ortadoğu'da İsrail adında bir devletin varlığını reddeden Arap örgüt ve hiziplerin (karşı çıkma ekseni) sözlüğünü kullanarak dünkü olaylara kötü adlar ve etiketler verdiler.

Gerçekten de geçmiş ile bugün arasında ne kadar fark var.

Gençlik yıllarımın başında, 1967 yılının sonlarında Bingazi'ye gittiğimde, Körfez'den okyanusa Arap dünyasının neredeyse tamamı aynı yılın haziran ayında yaşanan Arap-İsrail Savaşı'nda alınan yenilginin yasını tutuyordu ve "hüzünlerin sonu" olması dileğiyle kendisini teselli ediyordu.

Doğrusu, bu teselli ve temenni beni her zaman şaşırtmıştır. Yas ve taziye meclislerinde insanlar, sevdiklerini kaybedenlere bunu her söylediklerinde kendi kendime sorarım:

Hüzünlerin sonu var mıdır?

Yanıt şaşırtıcı değildir: Elbette hayır.

Çünkü bizzat yaşamın yasaları, insanlara, bu dünyada sevincin kıyıları ile üzüntü bulutları arasında gidip gelmeye devam etmelerini empoze eder.

Acı, hüznün bıraktığı tat olmasa insan, sabahın aydınlığının gecenin karanlığını silmesi ve koyu karanlıktan sonra ışığın görünmesi gibi daha sonra ortaya çıkan ve acının tadını silen sevincin o güzel tadını alamazdı.

Her savaştan sonra gelen barışın da böyle olması gerekmiyor mu?

Evet, öyle.

Barışın uzun zamandır çekilen acıyı sona erdirip insanlara........

© Independent Türkçe


Get it on Google Play