Halep’in tartıştırdıkları üzerine

Halep saldırılarından bu yana yüksek dozajlı bir tartışma yürüyor. Bu tartışma 3 ana meseleye odaklanıyor:

İlk tartışmadan başlayacak olursak; Şam’ın HTŞ yönetimine fiilen teslim edilmesinden bu yana işleyen bir dizayn süreci söz konusu. HTŞ gibi tepeden inme; toplumsal, hukuksal ve uluslararası düzeylerde gayri meşruluğu açık bir yapının Suriye’de neden iktidara taşındığının yeterince tartışılmaması, bugün şekillenen yeni Ortadoğu düzlemini doğru okumayı da zayıflatıyor.

Oysa bizler bir yıldır gayri meşru bir yönetimin meşru bir yönetim haline getirilmesini hedefleyen yüksek şiddet dalgalarını izliyoruz. HTŞ ve bağlaşıklarının yönetim ilan edildiğinden bu yana süren, kendilerinden farklı kimlik bağlamlarını hedefleyen saldırılar, insanlık suçları, katliam provaları, demografik baskılama ve dönüştürme çabaları bu gayri meşru yönetimi meşrulaştırmanın bir yöntemi olarak deneyimlendi. Şiddet üzerinden gelecek meşrulaşma dalgasının doğal bir sonucu olarak otoriterleşme ve merkezileşmenin geldiğini söylemeye gerek bile yok!

HTŞ’nin tek meşruluk enstrümanı elbette Suriye’nin farklı kimliklere sahip toplumuna dönük uygulanan şiddet dalgası değil.

İkinci meşruluk enstrümanı ise, Ortadoğu’nun bölgesel ve küresel hegemonik güçlerine ya da hegemon olmak isteyen güçlerine alan açma politikası. İsrail ve Türkiye’nin HTŞ ile Suriye politikaları bu kapsamda değerlendirilmeyi hak eder. Bir ülkede başka ülkelerin egemenlik hakkı kazanması ya da egemenlik kurması iktidarın gayri meşruluğu, toplumsal gerilimlerin sürekli kılınması, kurumsallaşamaması ile oldukça ilişkilidir.

HTŞ kurumsal bütünlük arz etmeyen, Suriye’ye ilişkin çoğulcu bir demokrasi vizyon ve deneyimi sergilemeyen, Selefilik ve köktendincilikten beslenen, DAİŞ ve El kaide uzantılı olmakla bilinen bir yapı olduğu gibi kendisine benzer özellikler taşıyan farklı gayri meşru örgütlerle birlikte yeni bir Suriye rejimi inşası çabasında.

Bu özelliklere sahip bir yapıya Suriye neden teslim edildi? Sorusunu yine ve yeniden sormak mümkün. İstikrarlı, çoğulcu kapsayıcı, meşru Suriye devriminin gerçek sahibi olan yerel dinamikler yerine bu yapılara Suriye’nin teslimi açık ki Suriye’ye ve aslında Ortadoğu’ya biçilen yeni düzenle oldukça ilişkili. Çünkü bu tür gayri meşru yapıların meşrulaştırılma süreci içinde ülkenin egemenlik alanlarını da bölmek mümkün, yeni bölgesel hegemonyayı inşa etmek de mümkün. İstikrar sağlayabilecek demokrasi perspektifli, meşru bir yönetimle bunları yapabilmeniz mümkün olmazdı.

Özetle; İsrail merkezli bir Ortadoğu dizayn edilirken, HTŞ gibi gayri meşru rejimler sayesinde bir yandan İsrail’in Müslüman ağırlıklı Ortadoğu toplum yapısı içinde kabulünün ve meşruluğunun sağlanması, öte yandan selefi radikalizmin kontrol ve denetiminin sağlanması, diğer yandan İran’ın zayıflayan etki alanlarını da hesaba katacak biçimde Türkiye gibi bir ülkenin İsrail ile birlikte bölgesel etki yayılımına alan açılması oldukça mümkün hale geldi. Bu sayede Suriye’nin egemenlik sahası iki komşu ülke arasında paylaştırılabildi: Güney, İsrail’in........

© İlke TV