menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Venezuela laboratuvarı: Minimum kaynak, maksimum verim!

8 1
06.01.2026

Siyaset sahnesinde tanık olduğumuz güç gösterileri, ABD Başkanı Donald Trump gibi figürlerin elinde basit bir dış politika hamlesi olmanın çok ötesine geçiyor. Son dönemde Venezuela örneğinde gördüğümüz müdahaleci tavır, ilk bakışta Trump açısından riskli gibi görünse de, Trump’ın siyasi kariyerini inşa ettiği anlatıyı bir kez daha sağlamlaştırıyor: Güçlü, iş bitirici lider imgesi. Bu arzu ve rıza imalatının siyasette, özellikle yeni faşist dalganın hakim olduğu küresel siyasette nasıl mümkün kılındığını tartışmadan önce, Venezuela vakasının işaret ettiklerine bakalım.

Venezuela’da yaşananlar, Maduro’nun çok kısa sürede ülkeden kaçırılıp ABD’ye götürülmesi ve Ortaçağ’ı andıran görüntülerle sokaklarda gezdirilmesi; Amerikan emperyalizminin yeni bir aşamasına işaret ediyor. Bu gelişmeyi ne tipik emperyalist yöntemler diyerek önemsizleştirebilir ne de tamamen yeni olduğunu öne sürebiliriz.

Her ne kadar ABD’nin tarihi Monroe doktrini ile birlikte kıtanın güneyini kendi arka bahçesi olarak görme, kendi siyasi, ekonomik ve askeri hegemonyasına tehdit oluşturabilecek yönetimleri CIA destekli darbelerle devirme tarihi olsa da; Maduro’nun eşiyle birlikte bir sabah kaçırılması; yeni bir yöntem. İçeriden destekli bir darbe olduğuna da şüphe yok. Bu yöntemin, uluslararası hukuk açısından ne anlama geldiği tartışılıyor. Ancak bu tartışmanın çok da önemli olmadığı fikrindeyim. Çünkü, mesele uluslararası hukukun ilgasından daha karanlık sonuçlar doğurabilecek kudrete sahip.

İşyeri verimliliğinden emperyalist müdahaleye

Bu yöntem, tam da neo-liberal vahşi kapitalizmin “işyeri verimliliği” hedefine uygun bir yöntem. Bir hedefe ulaşmak için minimum zaman, insan gücü ve kaynak harcanması olarak özetlenebilecek bu verimlilik diskuru; ABD’deki teknoloji devlerinin yükselişinin altın anahtarı olarak da görülüyor. Kapitalizmin kendi koyduğu kuralları kendi belirlediği istisna hallerinde esnetebilme yetkisi ile donatılmış bir ABD devlet aygıtı, bu operasyonu tam da böyle “efektif” bir operasyon olarak görüyor. Gelen tepkilerden gördüğümüze göre kendisine uluslararası siyasi alanda hiç maliyeti de yok. Bu yönüyle, daha önceki el koyma, askeri darbe ile yönetim değiştirme, kara ve hava harekatıyla işgal etme gibi yöntemlerden çok daha etkili bir yöntem Venezuela’da olan biten. İnovatif bir çözüm (!) bile diyebiliriz.

Meselenin yeni olmayan kısmı ise, ABD emperyalizminin küresel imparatorluk olarak siyasi, askeri ve ekonomik hegemonyasını bir üçlü sacayak gibi inşa etmek için her türlü müdahaleci yaklaşıma başvurma kapasitesi. ABD’yi daha........

© İlke TV