Yıkımın görünmeyen bilançosu |
“Sırf bir kova ile ortaya çıktıkları için, dünyayı ateşe verenleri alkışlamayacağız.”
İspanya Başbakanı’nın ABD-İran ateşkesi sonrası söylediği bu söz, ateşkesin siyasi bağlamını anlamak açısından önemli bir çerçeve sunuyor. Haftalar süren saldırıların ardından ilan edilen ateşkes, çatışmaların durması açısından önemli bir gelişme. Ancak ateşkes, var olan yıkımı ortadan kaldırmıyor. İran, Lübnan, Irak ve Körfez ülkelerinin farklı noktalarında sivillerin hayatını kaybettiği, milyonlarca insanın yerinden edildiği, yaşam alanlarının yıkıldığı, altyapının ağır biçimde tahrip edildiği bir tabloyla karşı karşıyayız.
Sadece ateşkesi değil, yıkımın nasıl ortaya çıktığını, kimler tarafından üretildiğini ve nasıl meşrulaştırıldığını da konuşmalıyız.
Tabloyu incelediğimizde, ortada tarafların iddia ettiği gibi bir “zafer” değil, siyasi sıkışmışlıklar ve devasa bir ekonomik yıkımın dayattığı zorunlu bir duraklama olduğunu görüyoruz.
Bugün gelinen noktada ateşkes, pamuk ipliğine bağlı. İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını sürdürmesi ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, Pakistan’da sürdürülen görüşmelerin çıkmaza girmesi, “duraklama” döneminin her an bitmesine ve savaşın tekrar başlamasına yol açabilir.
Bu savaş büyük bir olasılıkla Trump’ın, “koca bir medeniyeti yok etme” tehdidinden sonra aniden frene basması ile hatırlanacak. Bu fren stratejik bir tercihten ziyade bir zorunluluk olarak okunmalıdır.
ABD içindeki savaş karşıtı hava, özellikle de Kasım’da gerçekleşecek Kongre ara seçimleri öncesinde Trump’ı köşeye sıkıştırmış durumda. Trump’ın halk desteğinin savaş başladığından beri 0’lara inmesi, toplumun p’ine yakınının İran ile bir savaşa karşı durması, Beyaz Saray’ı zorluyor.
Vietnam ve Afganistan travmalarını henüz atlatamamış olan ABD halkı, yeni bir bölgesel savaşın sürmemesini istediğini, özellikle 28 Mart’ta düzenlediği devasa No Kings gösterileriyle güçlü bir şekilde hissettirdi. Trump’ın “Halkımız bu savaşı istemiyor, eve dönmemizi istiyor” itirafı ateşkesin sinyalini veriyordu.
Trump, ara seçimlerde en azından Senato’daki çoğunluğunu koruyabilmek adına, kendi tabanından bile yükselen savaş karşıtı sesleri duymak zorunda kaldı. Ateşkes, ABD açısından iç siyasi baskılarla şekillenmiş bir geri adım olarak okunabilir.
Ateşkesin ilanıyla birlikte hem Washington hem de Tahran cephesinden yükselen “zafer” açıklamaları sahadaki gerçeklerle örtüşmüyor.
Rakamlar, yaşanan trajediye dair soğuk ama çarpıcı bir ayna tutuyor:
İran: 6 binden fazla can kaybı, 3 milyon yerinden edilmiş insan, 100 milyar doları aşan altyapı hasarı, enerji tesisleri........