İki ateş arasında İran halkı |
İranlılar hem Tahran’daki baskıcı yönetim hem de Washington’ın askeri tehditleri arasında sıkışmış, son derece tehlikeli bir yol ayrımında bulunuyor. Aralık 2025–Ocak 2026 döneminde yaşanan gelişmeler, bu sıkışmışlığın yalnızca geçici bir gerilim değil, yapısal bir kriz haline geldiğini ortaya koyuyor. Bir yanda 47 yıldır kendi halkının taleplerine kulaklarını tıkayan, baskı ve şiddeti bir yönetim biçimi haline getiren İran rejimi; diğer yanda ise çözümü savaş gemileri ve füze tehditlerinde arayan öngörülemez bir ABD yönetimi var.
Direniş ve devlet şiddeti
Aralık 2025’in son haftalarında İran sokakları, derinleşen ekonomik krizin yarattığı toplumsal öfkeyle yeniden hareketlendi. Yüksek enflasyon, reel ücretlerin hızla erimesi ve temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan zorluklar protestoların ana eksenini oluşturdu. Gösteriler Tahran’la sınırlı kalmadı; sanayi kentlerinden sınır bölgelerine kadar yayıldı. Meşhed, İsfahan, Tebriz, Şiraz ve Ahvaz gibi büyük kentlerde düzenli aralıklarla kitlesel eylemler gerçekleşti. İşçi havzalarında ve yoksul mahallelerde ekonomik talepler öne çıkarken, Kürt, Beluç ve Arap nüfusun yoğun olduğu bölgelerde bu talepler uzun süredir biriken siyasal ve sosyal dışlanmışlıkla birleşti.
Protesto dalgası üniversite kampüslerine de yayıldı ve bu durum hareketin yalnızca yoksul mahallelerle sınırlı olmadığını gösterdi. En az 20 üniversitede öğrenciler, kampüs içinde protesto eylemleri düzenledi ve mevcut sokak gösterilerine katıldı.
Rejimin yanıtı kısa sürede sertleşti ve güvenlik aygıtı ülke genelinde olağanüstü bir seferberliğe geçti. Güvenlik güçleri protestolara yoğun biçimde müdahale etti. 8–9 Ocak’ta ülke genelinde neredeyse tam bir internet kesintisi yaşanırken, sonraki haftalarda bölgesel ve dalgalı erişim engelleri sürdü. Bu kesintiler hem protestoların koordinasyonunu zorlaştırdı hem de yaşananlara dair bilgi akışını büyük ölçüde kararttı.
Uluslararası Af Örgütü ve Human Rights Watch, güvenlik güçlerinin protestolara karşı orantısız ve yasa dışı güç kullandığını; gerçek mermi ve sert müdahaleler sonucu çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiğini ve binlerce kişinin gözaltına alındığını bildiriyor. Resmî makamlar protestolar sırasında 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini iddia etse de, insan hakları örgütleri rakamın daha fazla olduğunu söylüuor. İran İnsan Hakları aktivist ağı HRANA, isim, tarih ve yer bilgisi doğrulanabilen vakalara dayanarak 6 bini aşkın ölümü tespit ettiklerini; erişemedikleri bölgeler nedeniyle bu sayının alt sınır olduğunu özellikle vurguluyor.
ABD askeri müdahale tehdidi ve beklenen sonuçlar
İranlılar rejimin şiddeti altında yaşam mücadelesi verirken, Washington’dan gelen sinyaller geçmişin başarısız........