Barbarlar şiiri de öldürdü

Birkaç gün önce ABD’nin Minneapolis kentinde Renée Nicole MacklinGood, protesto eylemi sırasında, Göçmen Gümrük Muhafaza Kurumu adlı ICE ajanları tarafından hiçbir gerekçe yokken başından vurularak katledilmişti.

Eylemler devam ediyor ve bir kadın eylemci polise sesleniyordu: Onun gibi beni de mi öldüreceksin?

Sesi öfkeliydi kadının ve sorusu haklıydı. Maclin öldürülmüştü ve ABD Başkanı polisin, yani öldürmeye varan şiddetin tarafını tutmuş, polis şiddetini ve insan öldürmeyi meşrulaştırmıştı.

Kadın eylemci haklı olarak bağırıyordu: Onun gibi beni de mi öldüreceksin?

Belki çok bilincinde değildi ama doğru bir soru soruyordu kadın. Çünkü şiddetin meşru görüldüğü yerde çürümüşlük başlar ve her türden barbarlık sıradanlaşarak hayatı kıskaca alır. “Onun gibi beni de mi öldüreceksin” sorusu, en tepedeki adamdan bulmuş oldu. Çürümüşlük en başta.

“Allahuekber” diye bağırdı adam ve harabeye dönmüş bir binanın üçüncü katından aşağıya, bir kadın savaşçının cesedini fırlattı. Fırlatmadan önce başarılı eyleminin kayda alındığından emindi. Görüntüsünün, eyleminin, başarısının bir insanlık ayıbı, bir insanlık suçu olduğundan bihaberdi. O, bir barbardı ve ona Cumhurbaşkanlığı dahil birçok sıfatla liderlik edenlerin takipçisiydi. Canlı insanın kafasını kesmek, tecavüz etmek, yağma yapmak, cesede işkence etmek ve daha birçok aşağılık eylem, takipçisi olduğu zihniyetin alameti farikasıydı.

Öldürülmüş kadın savaşçının cesedinin bir binanın üçüncü katından fırlatılması eylemi Halep’te gerçekleşti.

Halep’in birkaç mahallesinde 6 gün süren bir savaş yaşandı. Türkiye’de bu savaşın nedenleri hakkında doğru ve dürüst sorular sorulmadı. Çünkü Türkiye, en azından medyası aracılığıyla,........

© İlke TV