Ekonomi yönetiminin serencâmı: Pinokyo’nun burnu çok fazla uzadı
Ekonomide bazı değişkenlerin birbirleriyle korelasyon içerisinde olması gerekir. Eğer korelasyon kurulamıyorsa, bir anomali var demektir. Ya hesap yanlıştır ya da veriler ya hatalı ya da çarpıtılmıştır. Bir diğer olasılık ise ekonomi yönetiminin bilerek ya da bilmeyerek bazı kararları yanlış almış olmasıdır. Bence, Türkiye ekonomisinde bunların hepsi bir arada oluyor. Biri bir masal yazıyor, diğerleri o masal üzerinden bir öngörü geliştiriyor. Sonuçta ‘kulaktan kulağa’ oyunu misâli, anlamsız bir sonuca varılıyor. Sonra kimse “Kral çıplak” deme cesaretini gösteremediği için gelsin revizyonlar, gelsin laf canbazlıkları, gelsin ötelenmiş hedefler. Bir kısır döngü içerisinde, enflasyonla mücadelede kaybedilen yıllar… Bu ülke nüfusunun yüzde 80’inin yoksullaşması…
IMF’İ ŞAŞIRTAN KORELASYON
Geçtiğimiz hafta belki de bu masalı sorgulamak için bir dönüm noktası oldu. Söz gelimi, uzun süredir politika faizi indirimi döngüsünü destekleyen piyasa aktörleri, “Acaba faiz indirimine erken mi başlandı?” sorusunu sormaya başladı. Ancak, ona geçmeden, Uluslararası Para Fonunun (International Monetary Fund-IMF) son değerlendirmesini bir hatırlatmakta fayda var. IMF, Türkiye’deki son enflasyon dinamiklerini ele alan çalışmasında, hizmet ve mal enflasyonundaki ataletin farklılaştığını ve döviz kurunun rolünü ayrı ayrı analiz etti. IMF, çalışmanın özellikle hizmet enflasyonu ve kur etkisine odaklanan ilk analiz olduğuna dikkat çekiyor.
IMF’in değerlendirmesine göre, Türkiye’de hizmet enflasyonu döviz kuru şoklarına mal enflasyonuna kıyasla daha düşük tepki verirken, çok daha inatçı bir görünüm sergiliyor. Bu durumun, son yıllarda hizmet fiyatlarının mallara göre göreli olarak keskin biçimde yükselmesine yol açtığının altı çiziliyor. IMF, hizmet enflasyonu dinamiklerinin hem Türkiye’nin kendi tarihsel deneyimine hem de diğer ülkelerle karşılaştırmalara kıyasla sıra dışı olduğunu vurguluyor.
SEBEPLERDEN SEBEP SEÇİN!
Analizde, döviz kurunda 10 puanlık bir şokun hizmet enflasyonu üzerindeki zirve etkisinin yaklaşık 1 puanla sınırlı kaldığı, buna karşılık mal enflasyonunun yaklaşık 5 puan arttığı tahmin edilmiş. Altı aylık dönemde, kur geçişkenliğinin hizmet fiyatlarında yaklaşık yüzde 20, mal fiyatlarında ise yüzde 45 seviyesinde olduğu, bu sürede geçişkenliğin büyük ölçüde tamamlandığı belirtilmiş.
IMF, 2021 öncesinde özellikle mal fiyatlarında kur geçişkenliğinin daha düşük olduğuna işaret ediyor, döviz kuru istikrarının enflasyon üzerindeki etkisinin zaman içinde değişkenlik gösterdiğini ve hizmetlerle mallar arasında asimetrik olduğunu vurguluyor.
Bu analizden çıkacak birkaç ipucu var. Birincisi Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) verilerinin gerçekliği yansıtmadığı tabii ki! İkincisi ekonomi yönetiminin yanlış verileri temel alarak yanlış yorumlar ve öngörülerde bulunduğu… Ve tabii döviz kuruna yönelik müdahaleci uygulamaların bu korelasyonu bozmuş........
