Kavga sonraya kaldı / Cevahir’in Anısına |
Ve çocukluğunun bir düğme kadar delik yerinden bakılırsa
Gözleri bir çağla çekirdeği gibi beyaz ve kocamansa o zaman
Gözleri iki safran ipliği şimdi
Güneşin doğuşu kadar ona selam vermenin de önemi var. Hergün güneşe selam verenleri izledi ve güneşle konuştu. Dağ şehrinin ortasında, camdan bir fanusa yerleştirilmişti. Görülsün, bilinsin diye değil. Her hali görülsün diye. Bir dönemin en sıcak yazının, en soğuk mevsimine uzandığı zaman diliminde yaşadı. Tarihin yükünü omuzlarken, inanmanın, yoldaşlığın, dostluğun, adalı olmanın güzelliğiyle koşuyordu. Ülkenin en uzun hafıza tarihi, en kısa yolculuk serüveniydi yetmişbir yazı ve yetmişiki martı. Sonrası intikam yeminiydi. Kızıldere ile devam etti. Meclis, üç fidanı, Amed zindanı İbrahim’i yok etmişti.
Nurhak Dağlar’ı, Maltepe’den habersizdi. Maltepe’de bir evin içinde radyodan Nurhak dinleniyordu. Yoldaşlar gidiyordu yoldaşlar direnirken. Beraber şiirler okumuş, gülmüş, ezgilere eşlik etmişlerdi. Nurhak yanarken, Cevahir ve Mahir şiirle bütünleşmiş ve şiirin içine........