Maraş’ta bir patlama: ‘Bastırılanın geri dönüşü’
Başlıktaki “bastırılanın geri dönüşü” ifadesi, psikanalitik kuramın en temel kavramlarından birine işaret ederek, yaşanan travmayı politik psikoloji perspektifinden düşünmeye davet etmektedir.
Maraş’ta genç bir öğrencinin eliyle gerçekleştirilen katliam, ilk bakışta bireysel bir psiko patoloji, kontrolünü yitirmiş bir öfkenin trajik sonucu gibi algılanır. Nitekim her büyük felaketten sonra başvurulan o tanıdık retorik burada da devreye sokulur; mesele hızla bireyselleştirilir, toplumsal bağlamından koparılır ve hepimizi ilgilendiren bir sorun, tek bir kişiye, “münferit” bir hadiseye indirgenerek açıklanmaya çalışılır. Oysa bu tür olayları yalnızca bireysel düzeyde ele almak, onları mümkün kılan toplumsal zemini görünmez kılar.
Psikanalitik kuramın “bastırılanın geri dönüşü” dediği şey bu mesele babında daha açıklayıcı hale gelmektedir. Konuşulmayan, bastırılan hiçbir şey ortadan kaybolmaz; aksine birikerek, biçim değiştirerek ve çoğu zaman daha yıkıcı formlarda geri döner. Maraş’ta yaşanan da, bu bastırılmışlığın toplumsal ölçekte dışavurumundan başka bir şey değildir.
Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un işaret ettiği üzere, bastırılan hiçbir şey gerçekten yok olmaz; yalnızca biçim değiştirerek geri döneceği yolu arar ve Jacques Lacan’ın ifadesiyle bu geri dönüş, yalnızca bireyin iç dünyasında değil, dilde, söylemde ve nihayetinde toplumsal hayatın en beklenmedik anlarında sahneye çıkar.
Oysa bu tür olaylar, tam da bu indirgemeci çerçevenin dışına taşan bir gerçekliği hepimizin gözüne sokar. Maraş’ta yaşanan, yalnızca bir bireyin kontrolsüzlüğü değil; o bireyin iç dünyasını şekillendiren, ona anlam veren ve öfkesine yön çizemeyen bir toplumsal iklimin dışavurumudur. Bu iklim, Türkiye toplumunun uzun süredir içinde yaşadığı ve artık neredeyse doğal kabul ettiği bir sürekliliğin, travmalarla örülmüş fakat bu travmalarla yüzleşme cesaretini sistematik bir biçimde bastırmış bir toplumsal yapının ürünüdür.
Türkiye’de travma, hiçbir zaman yaşanan acıların toplamından ibaret olmadı. Aynı zamanda bu acıların nasıl hatırlandığı ve daha........
