BM’nin ve halkların 5 Haziran Çevre Günü

Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere uluslararası kuruluşların iklim krizi, sıcaklık rekorları, Hentavirüs, Ebola virüsü ve El Nino ile ilgili acil durum çağrılarının gölgesinde bir “5 Haziran Dünya Çevre Günü” daha geride kaldı.

Türkiye’de artan ekolojik sorunlar ve COP31 ev sahipliğinin etkisiyle bu yıl binlerce açıklamanın yanında panel, sempozyum, miting ve sergi gerçekleştirildi. Yine şirket ve resmi kurum mesajlarında “kutlama” teması öne çıkarken, çevre örgütleri “karne günü” notlarını paylaştı.

5 Haziran; 1 Mayıs, 8 Mart ve 21 Mart gibi toplumsal mücadeleler tarihinden süzülüp gelen bir gün değil.  Aksine, resmi olarak en tepeden tayin edilmiş bir özel günden bahsediyoruz.  Hem ekolojik sorunların sorumlularının hem de mücadele edenlerin önem atfettiği ikircikli bir yanı var.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı başta olmak üzere bakanlıklar ve bütün resmi kurumların açıklamalarında hatırlattıkları gibi, 1972 yılında Stockholm’de toplanan BM Çevre Konferansı’nda çevre hakkının kabul edildiği gün olarak “kutlanıyor”.

Fakat BM çatısı altında kabul edilmesi bile gezegen ve insanlık için evrensel bir hukuki hüviyet kazandırmıyor. İkircikli durum, tam da burada, 5 Haziran’ın doğum sancılarıyla birlikte başlıyor.

Stockholm Kararları’nın politik açıdan mimarları arasında “Roma Kulübü” olarak da anılan Yeni Malthusçu yazarlar da yer alıyor. Petrol ve kimya tekellerinin fonladığı Meadows ve arkadaşları, “Büyümenin Sınırları” adlı çalışmalarıyla çevresel krizlerin önlenmesi için ekonomik büyümenin yavaşlatılması gerektiğini savundular.

Buradan hareketle azgelişmiş ülkelerde, eğer batı benzeri bir büyüme görülürse, dünyanın bunu kaldıramayacağı düşüncesi ileri sürülmüştür. Roma Kulübü’nden Maseroviç ve Pestel tarafından hazırlanan “Dönüm Noktasında İnsanlık”........

© İlke TV