Muhsin Bilal yazdı | Kadının susturulan kahkahası ve bir coğrafyanın çöküşü |
Bu yazının fikri, yıllar önce katıldığım sohbetlerde ve konferanslarda dile getirdiğim basit ama sarsıcı bir gözlemden doğdu: Kadınların neşeli kahkahalarının duyulmadığı toplumlar yavaş yavaş çürümeye başlar. Aradan geçen zaman, bu sezginin yalnızca bir retorikten ibaret olmadığını; aksine bu coğrafyanın yaşadığı travmatik süreçlerin arka planını anlamak için elverişli bir çerçeve sunduğunu gösterdi.
8 Mart, sembolik kutlamaların ötesinde, bir coğrafyanın kendi karanlığıyla yüzleşmesi gereken bir günü işaret eder. Kadının fikrini, hayalini, kahkahasını ve itirazını tehlike olarak algılayan bir dünya gerçekten yaşayabilir mi?
Orta Doğu’nun çöküşü yalnızca savaşların, darbelerin ve emperyal hesapların sonucu mudur gerçekten? Bu çöküş aynı zamanda hakikate ve medeniyete meydan okuyan ölümcül bir zihin dünyasının, bir geleneğin ve kıyıcı bir politik kültürün sonucu olamaz mı? Kadının, hayatı aydınlatan ve anlamlandıran neşeli kahkahasından korkan bir zihniyetin hepimizi sürüklediği yer aslında cehennemin kör kuyusudur.
Orta Doğu’nun neden bu kadar uzun süredir savaşların, yıkımların ve bitmeyen krizlerin coğrafyasına dönüştüğü sorusu üzerine sayısız analiz yapıldı. Akademik metinler, siyasal yorumlar, stratejik raporlar ve düşünsel tartışmalar zaman içinde oldukça zengin(!) bir literatür oluşturdu. Bu literatürün önemli bir bölümü emperyal müdahaleleri, otoriter siyasal yapıları, mezhepsel çatışmaları ve ekonomik eşitsizlikleri merkeze aldı. Bütün bu açıklama modelleri belirli ölçülerde haklıydı lakin bu tartışmaların büyük çoğunluğu, meselenin en derin ve en rahatsız edici boyutunu, kadının yaratıcı potansiyelinin sistematik biçimde bastırıldığı gerçeğini görmemeyi tercih etti.
Bir toplum kadının yaratıcı potansiyelini engellediğinde bir hayali ve bir geleceği susturur. Kadının sesi bastırıldığında toplum konuşma yeteneğini, düşünme yeteneğini, kahkahası bastırıldığında yaşama sevincini kaybeder. Ve bir toplum yaşama sevincini kaybettiğinde geriye nefes bile alma imkanımızın kalmadığı, içinde kaybolacağımız zifiri bir karanlık kalır.
Beri yandan tarih başka bir hakikati de bize gösterir. Kadın ayağa kalktığında tarih yön değiştirir. Kadın konuştuğunda sessizlik dağılır. Kadın........