Hatice Ödemiş yazdı | Porçakal: Mizahın, geri çekilmenin ve gündelik hayatın politikası

Porçakal, Bircan Değirmenci’nin Eren Keskin’in yaşamını anlattığı Keskin Bir Hayat’ın ardından, bu kez kendi hayatına baktığı bir kitap. Gazetecilik refleksiyle başkasının hikayesini yazarken edinilen mesafenin, burada da kişisel olana temkinle yaklaşan bir dil yarattığını sezmek mümkün.

Porçakal’a bakarken benim için asıl belirleyici olan şey, metnin ne anlattığıyla birlikte nasıl bir yazarlık pozisyonu kurduğu. Çünkü bu kitap yalnızca bireysel bir yaşam deneyimini değil, Diyarbakır’dan İstanbul’a uzanan bir hatta, bir kadın yazarın hangi imkanlarla, hangi sınırlar içinden yazarak var olabildiğini de gösteriyor. Anlatı, coğrafyayı arka plan olarak kullanmıyor, hayatın ayarlandığı yerleri sahici bir biçimde görünür kılıyor.

Bircan’ın metni doğrudan konuşan, iddia eden, tez kuran bir hatta yaslanmıyor ki bu bilinçli bir tercih. Stratejik bir geri çekilme hali bu. Sesini yükseltmeden alan açan bir yazı. Yazar için geri çekilme burada susturulmanın içselleştirilmiş bir sonucu değil, çatışmayı yönetme biçimi. Çünkü bu coğrafyada kadınlar için her söz aynı anda hem ifşa hem de risk taşır. Ne zaman durulacağını, neyin dolaylı söyleneceğini, nerede mizaha yaslanılacağını bilen bir yazarlık sezgisi, metnin politikliğini iddiadan değil, kurgu biçiminden üretmesini sağlıyor.

Göç, yoksulluk, sınıf, kent, aile, beden ve kadınlık deneyimi Porçakal’da büyük kavramlar olarak ele alınmıyor. Aksine, gündelik hayatın küçük sahneleri içinde dolaşıma sokuluyor. Tren garları, okul kantinleri, mutfaklar, yandan çarklı vapurlar, sinema salonları, öğrenci eylemleri… Bu mekanlar rastgele seçilmiş değil. Politikanın ilan edildiği yerler değil, hayatın sessizce düzenlendiği alanlar bunlar. Bu yüzden Porçakal’da politika, gündelik hayatın........

© İlke TV