Bizim Amerika!

Hazırlıkları, ABD’nin Venezuela saldırısının hemen ardından başlamıştı… Temelleri, Filistin’le dayanışma kampanyaları sırasında atılmıştı. Bizim Amerikamız (Nuestra América) Konferansı, Davos Zirvesi’nden sadece birkaç gün sonra Kolombiya’nın başkenti Bogotá’da düzenlendi.

24-25 Ocak 2026’da hükümet temsilcileri, siyasetçiler, sendikacılar ve toplumsal hareketlerin sözcüleri bir araya geldi. Bu, bir protokol zirvesi ya da fikir kulübü toplantısı değildi. Bir acil durum buluşmasıydı. Latin Amerikalı ilerici güçler ve dünyanın dört bir yanından gelen dostları oradaydı.

Konferansın sonunda San Carlos Bildirgesi yayımlandı. Latin Amerika böyle bildirileri, deklarasyonları, manifestoları çok gördü. Çoğu zaman bu tür metinler bir oyalama taktiğine dönüşür. Bu sefer söylemlerden çok bir inşa süreci kelimelere döküldü. Kıta genelinde yeni bir dayanışma hattının nasıl kurulacağı konuşuldu. Tartışma bir “iyi niyet” düzeyinde kurulmadı, Birleşmiş Milletler Şartı’na, egemen eşitlik ilkesine ve halkların kendi kaderini tayin hakkına dayandı.

Bazen zarf da mektup kadar önemlidir. Mekân mesajın kendisidir. Konferans, Simón Bolívar’ın San Carlos Sarayı’nda düzenlendi. Burası, Bolívar’ın kıtasal birlik fikrinin oluştuğu yerdir. Gran Colombia deneyimi, bağımsızlık ve egemenlik tartışmaları bu koridorlarda yankılandı.

Konferansın adı, José Martí’nin 1891 tarihli “Nuestra América” metninden geliyor. Martí, Latin Amerika halklarının kendi diliyle, kendi ihtiyaçlarıyla konuşması gerektiğini söyler: “Ağaçlar yan yana gelmeli ki ‘yedi fersah çizmeli dev’ geçemesin.” Medeniyet dedikleri tek dişi kalmış canavardan bahsediyor.

Konferans, Bolívar ve Martí’yi buluşturmakla kalmadı. José de San Martín’in sınırlar........

© İlke TV