Sırrı Abi: Bir yılın ardından eksik kalan renk |
Bir yıl oldu abi. Zaman hızla geçti diyorlar… Gerçekten öyle mi, bilmiyorum. Daha dün gibi… Seni uğurlayışımızın üzerinden bir yıl geçti. Ama biz öyle yaşamıyoruz. Sanki hâlâ aramızdasın. Sanki hiçbir yere gitmemişsin gibi. Başımız sıkışsa, içimiz daralsa, bir cümleye ihtiyaç duysak…
Elimiz telefona gidiyor istemsizce. Sanki açacaksın. Sanki “Hele bir çay koyun da…” diye başlayacaksın yine. Belki de mesele zaman değil, bizim seni hâlâ burada saymamız. Sen yokken abi, barışa dair bir yol alındı.
Az değil. Bunu inkâr etmek haksızlık olur. Ama yol almak başka, varmak başka… Biz hâlâ o “varmak” dediğimiz yere ulaşamadık. Hani bir cümleyle anlatmıştın ya her şeyi… Barışın sadece niyetle değil, onu taşıyacak bir zeminle mümkün olacağını… İşte o zemin hâlâ eksik. Ne müzakere gerçek anlamda bir statü kazandı, ne de o masanın etrafı insanlarla, üstü dosyalarla doldu. Arkadaşlar hâlâ içeride. Hapishaneler… Düşüncenin, sözün, siyasetin yükünü taşıyan insanlarla dolu. Bunu gören bir halka “Tamam, oldu bu iş” demek kolay değil. En çok burada zorlanıyoruz.
Ama bir hakkı da teslim edelim: Senin yokluğunda iyi şeyler de oldu abi. Toprağın biraz daha sustuğu, ölümün geri çekildiği günler gördük. Bir süredir Türk ve Kürt analar aynı acıyla uyanmıyor sabaha.
Bu, küçümsenecek bir şey değil. Sen olsan, en çok buna sevinirdin. Çünkü senin barışın en çok da bir annenin gözyaşının........