menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şeyh Maksud ve Eşrefiye: Direnişin hafızası, barışın gerçek ölçüsü

17 0
10.01.2026

“Bir halkın iradesi, silahlardan daha uzun ömürlüdür.”

Bazı direnişler vardır; yalnızca bugüne değil, geleceğe de seslenir. Tarih, bu direnişleri çoğu zaman güç dengeleriyle değil, ahlaki ve siyasal ağırlıklarıyla kayda geçirir. Şeyh Maksud ve Eşrefiye bugün böyle bir yerde duruyor. Burada yaşananlar, yalnızca bir çatışmanın ya da bir kuşatmanın hikâyesi değil; mücadele, direniş ve irade arasındaki kadim ilişkinin yeniden hatırlatılmasıdır. Mücadele ve direniş, halklar için çoğu zaman bir tercih değil, varoluş biçimidir. Umut da tam olarak burada doğar: En zor koşullarda bile geri çekilmeyen iradeden. Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de bugün tanık olunan şey, tam olarak budur. Bu iki mahallede süren direniş, anlık bir savunma refleksi değil; uzun yılların biriktirdiği deneyimin, hafızanın ve geleceğe dair iddianın somutlaşmış halidir. Umut, burada soyut bir beklenti değil; direnişin kendisinden beslenen canlı bir güçtür.

Halep’in bu iki mahallesinde sürdürülen mücadele, klasik savaş anlatılarına sığmayacak kadar açıktır. Sivil yaşam alanlarının tanklar, toplar ve ağır silahlarla hedef alınması, uluslararası hukuka göre insanlığa karşı suç kapsamındadır. Ancak meselenin asıl ağırlığı, hukuki tanımlardan çok daha derindedir. Çünkü burada hedef alınan şey, bir halkın yalnızca fiziki varlığı değil; kendisi olarak kalma iradesidir. Bu noktada yaşananların, salt “çatışma” başlığı altında normalleştirilmesi, gerçeği perdelemekten başka bir işe yaramamaktadır. Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de olan biten, devletler arası klasik bir savaşın değil; statüsüz bırakılmak istenen bir halkın, kendi varlığına yönelmiş sistematik baskıya karşı verdiği cevabın adıdır.

Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de ortaya çıkan direniş, askeri bakımdan açıklanamayacak ölçüde güçlüdür. Ortada açık bir güç dengesizliği olmasına rağmen, bu iki mahallede geri çekilmeyen bir toplumsal kararlılık vardır. Tarih bize defalarca göstermiştir ki, böylesi anlarda belirleyici olan silahların ağırlığı değil, iradenin sürekliliğidir. Kobani’de olduğu gibi, burada da mesele bir hattın tutulması değil; bir halkın tarih sahnesinden silinemeyeceğinin ilanıdır.

Bu direniş, bir mağduriyet diliyle değil; bilinçle örülmektedir. Kürt halkı, bugün yaşananları şaşkınlıkla ya da saf bir beklentiyle karşılamıyor. Ne olup bittiğini, kimlerin hangi politik hesaplarla hareket ettiğini ve hangi sessizliklerin ne anlama geldiğini........

© İlke TV