menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kapsayıcı katılım

35 0
26.04.2026

Türkiye, bir kez daha geçmişin yüklerinden arınma ve toplumsal barışı kalıcı kılma arayışında kritik bir virajdan geçiyor. Güncel siyasi tartışmaların ve atılan adımların merkezinde tek bir soru var: Bu süreci nasıl kalıcı ve herkesi kucaklayan, kapsayıcı bir başarı hikâyesine dönüştürebiliriz? Cevap aslında çok net ama uygulanması büyük bir cesaret istiyor: Yani barışın inşasında biz olabilmek. Barış komisyonu her kesimden yapıların görüşlerine başvursa da bunu kaleme aldığı ve Meclis’e sunduğu rapora yeterince yansıttığı söylenemez.

Bu duruma sürecin yeterince toplumsallaştırılmamasının ve kapsayıcı olamamasının da etkisi oldu. Barış sadece siyasilerin diliyle kurulamaz. İnsan hakları örgütleri, barolar ve derneklerin süreçteki aktifliği zorlukları aşmanın önemli unsurudur. Bu alanda çıkarılacak yasalar öncesinde Meclis’teki tartışmalara paralel olarak sivil toplum örgütlerinin kendi alanlarında katılım sağlamaları gerekecektir. Ankara’da alınan kararların Hakkâri’de, Edirne’de veya İzmir’de nasıl karşılık bulduğu hayati önemdedir.

Kapsayıcı katılım, bir vitrin düzenlemesi değil elbet. Masanın etrafına farklı renkleri, farklı kimlikleri ve farklı düşünceleri sadece orada bulunsunlar diye dizmek, gerçek bir katılım değil, bir çeşit temsili makyajdır.

Eğer bir karar mekanizmasında sadece benzer geçmişlere sahip, benzer düşünce ve duruştaki kişiler oturuyorsa, orada üretilen çözümün toplumun tüm damarlarına nüfuz etmesini bekleyemeyiz.

Farklı bakış açıları, tek bir grubun göremeyeceği kör noktaları da aydınlatır. Kendini sürecin bir parçası hisseden birey, alınan kararı daha fazla sahiplenir. Bu da toplumsal barışı ve........

© İlke TV