Hrant Dink’i anarken
19 yıl önce bir barış güvercini vuruldu. Ocak ayının o soğuk gününde, Agos Gazetesi’nin önündeki kaldırımda sadece bir beden değil, Türkiye’nin bir arada yaşama iradesi de vuruldu. Aradan tam 19 yıl geçti. Dile kolay; bir bebek doğdu, büyüdü ve yetişkin bir birey oldu ama Hrant Dink’in ayakkabısının altındaki delik, vicdanımızdaki o büyük yırtık gibi olduğu yerde duruyor.
Hrant Dink’in aramızdan koparılışının 19. yılında, acısı hâlâ taze, sorduğu sorular hâlâ güncel.
Duruşu ve söyleminde barışa ve demokrasiye vurgu yaptı hep. Vurulmadan önceki son yazılarının birinde, içinde bulunduğu ruh hâlini şöyle belirtiyordu: “Muhtemelen 2007 benim açımdan daha da zor bir yıl olacak. Yargılanmalar sürecek, yeniler başlayacak. Kimbilir daha ne gibi haksızlıklarla karşı karşıya kalacağım? Ama tüm bunlar olurken şu gerçeği de tek güvencem sayacağım. Evet, kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet, biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce.”
Ama o, ne kadar acımasız bir sistemde yaşadığımızı aslında biliyordu. Güvercinleri de vururlardı.
Dink’i anmak........
