Kodlarını kırmayan, enkazın altında kalır

Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP’yi kuruluş kodlarına döndüreceğiz” vaadi, siyasetin tozlu raflarından indirilmiş bir restorasyon projesinden ziyade toplumsal hafızayı reddeden tehlikeli bir tarihsel geri dönüş çağrısıdır. “Devlet kuran parti” söyleminin kutsallığına sığınan bu “fabrika ayarlarına dönüş” arzusu; aslında birinci yüzyılın travmalarını, ikinci yüzyılda çok daha sofistike ve tahammülsüz yöntemlerle hortlatma riskini taşıyan bir işaret fişeğidir.

Peki, “kuruluşun kodları” denildiğinde kastedilen o tekçi zihniyetin birinci yüzyılda yarattığı enkaz nedir ve bu enkazın üzerine hangi “yeni” maske giydirilmeye çalışılıyor?

Tekçi aklın pratiği: Birinci yüzyılın icraatları

“Kuruluşun kodları” anayasal bir metin olmaktan öte farklılıkları bir “asayiş sorunu”, inançları ise “yönetilmesi gereken bir güvenlik tehdidi” olarak kodlayan otoriter bir devlet aklıdır.

Kürt meselesini Dersim parantezine hapsedenler; Koçgiri’den Ağrı’ya, Zilan’dan Şeyh Sait’e uzanan o “deney sahasını” görmezden gelirler. Umum müfettişliklerin baskıcı yönetimi, bu kodların ilk ve en çıplak pratiğidir; hedef ise Kürt kimliğini Türkleştirme veya tamamen yok etme misyonudur.

Aleviler için bu “kodlar”, inançlarının “modernleşme” kılıfıyla evcilleştirilmesinden başka........

© İlke TV