Bazı eller hiç inmiyor

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin olarak söylediği “Verdiğimiz kararın arkasındayım, pişman değilim” sözleri, Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki en ağır tartışmalardan birini yeniden açtı. Çünkü bazı kararlar yalnızca verildikleri günün konusu değildir. Bazı oylar Meclis tutanaklarında kalmaz, insanların hayatlarına karışır, yıllarca onlarla birlikte yaşamaya devam eder.

Bugün Selahattin Demirtaş dokuz yılı aşkın süredir cezaevinde. Siyaset için bu yalnızca bir süre olabilir. Oysa hayat sürelerle değil, kayıplarla ölçülür. Bu yıllar boyunca kızları büyüdü, çocuklukları geride kaldı. Ailece çekilecek fotoğraflarda eksik kalan hep aynı kişi oldu. Kutlanan doğum günlerinde, geçirilen bayramlarda, sıradan bir akşam yemeğinde bile görünmeyen ama hissedilen bir boşluk vardı. Çünkü bazen bir insan parmaklıkların arkasına konur ama yıllar onunla birlikte bütün bir evin içine kapanır.

Dokuz yıl… Takvim için birkaç yaprağın eksilmesidir belki ama bir çocuğun büyümesinde, bir annenin yaşlanmasında, bir evin sessizliğinde bambaşka bir karşılığı vardır. Bazı yokluklar alışıldıkça hafiflemez. İnsan onları taşımayı öğrenir sadece. Masadaki herkes yerini almıştır ama göz hep aynı yere gider.

Bu nedenle dokunulmazlıkların kaldırılması tartışması artık yalnızca hukuki ya da siyasi bir mesele değildir. Aynı zamanda hafızayla ilgilidir. Aradan zaman geçtiğinde tutanaklar raflarda kalır, hafızada ise yalnızca hayatı değişen insanlar dolaşır.

Tam da bu yüzden Kılıçdaroğlu’nun sözleri siyasetin sınırlarını aşan bir anlam taşıyor. Çünkü mesele o gün verilen oyun teknik olarak doğru ya da yanlış olması değildir. Mesele aradan geçen bunca yılın ardından ortaya çıkan........

© İlke TV