İki ‘dost’: Trump ve Erdoğan |
Trump sık sık “Erdoğan benim iyi dostumdur” der. Gerçekten “dostluk” nedir, bu iki lider yan yana geldiklerinde ne konuşur, konuşmaları dostların konuşmaları gibi midir bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var: Her iki liderin de iktidara geliş mekanizmaları büyük ölçüde benzerdir. Ben bu benzerliğin, küreselleşmenin ulus-devletlerde yarattığı kimlik kırılmalarının demokrasiyi aşındırması ve toplumları derin kutuplaşmalara sürüklemesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum.
En temel ortak nokta ise, bu ülkeleri uzun süre yönetmiş siyasal elitlerin söz konusu dönüşümü anlayamamış olmalarıdır. Ortaya çıkan yeni kimlik taleplerini ve bu taleplerin taşıyıcısı olan kesimlerin sorunlarını kavrayamayan bu elitler, toplumları giderek “biz ve onlar” ekseninde bölünmeye terk etmişlerdir.
Amerika’da bu kutuplaşmanın bir tarafında ekonomik eşitsizlik, göç ve çokkültürlülük gibi meseleler varsa da Demokratların üstenci ve statükocu siyaset anlayışı bu çerçevede belirleyici olmuştur. Toplumsal sorunları yalnızca ekonomik göstergelere indirgeme eğilimi, yeni kimlik taleplerine sırt çevrilmesine yol açmış; bu da geniş kesimlerle bağ kurulmasını imkânsız hâle getirmiştir. Sonuçta siyaset, toplumu kapsayan bir alan olmaktan çıkıp bir kimlik savaşına dönüşmüştür.
Türkiye’de de CHP’nin başörtüsü yasağında ısrar etmesi, üniversitelerde “ikna odaları” kurulması ve 28 Şubat sürecine eklemlenmesi de benzer sonuçlar üretmiştir. Bu tutum, zaten var olan toplumsal........