Toprağın hafızası kadınlarda, mülkiyeti erkeklerde

Heinrich Böll Vakfı tarafından yayımlanan “Toplumsal cinsiyet: Toprağın kadınları, kadınların toprağı” başlıklı çalışma, Derya Nizam, Emel Memiş Parmaksız ve Özlem Aslan imzasını taşıyor. Çalışma, kadınların tarımdaki rolünü sadece “emek” başlığı altında değil, mülkiyet, karar alma, ekolojik bilgi ve toplumsal yeniden üretim ekseninde birlikte düşünmeye zorluyor. Kadınların toprağın toplumsal ve ekolojik hafızasını taşıdığına, buna rağmen mülkiyet ve karar süreçlerinde erkek egemenliğinin sürdüğüne işaret ediyor.

Türkiye’de tarım meselesi uzun zamandır ya teknik bir başlığa indirgeniyor ya da romantik bir köylülük anlatısına sıkıştırılıyor. Bir yanda verimlilik, rekabet, ihracat ve destekleme paketleri; öte yanda “toprak ana”, “üretici kadın”, “Anadolu irfanı” gibi cilalı imgeler. Oysa bu iki dilin ortak bir kör noktası var: Toprak, sadece ekilen bir yüzey değil, bir iktidar ilişkisidir. Kim ekip biçiyor, kim karar veriyor, kim kayıtlı üretici sayılıyor, kim mirastan pay alıyor, kim desteklerden yararlanıyor? Bu sorular sorulmadan “sürdürülebilir tarım” lafı, üstü yeşile boyanmış bir suskunluk olarak kalıyor.

Raporun en kıymetli tarafı da burada: Çünkü bize kadınların toprakla ilişkisini bir “yardımcı emek” meselesi gibi değil, yaşamın yeniden üretiminin merkezindeki bir süreç olarak düşünmeyi öneriyor. Kadınlar yalnızca tarlada çalışanlar değil; tohumun hafızasını, ürün çeşitliliğini, suyun tasarruflu kullanımını, kuşaklar arası bilgi aktarımını ve bakım emeğini birlikte taşıyanlar. Ama tam da bu yüzden, sistem onlardan en çok yararlanırken onları en az tanıyor. Bu, tesadüfi değil. Kapitalist tarım rejimi ile ataerkillik aynı sofraya oturuyor: Biri emeği görünmezleştiriyor, diğeri yetkiyi erkeklerde topluyor.

Bugün Türkiye’de kırsal alandaki kadınların sorunu sadece “yeterince desteklenmemeleri” değil. Sorun daha derin: Kadınlar çoğu zaman üretimin asli özneleri oldukları halde, hukuken, kurumsal olarak ve simgesel düzeyde ikincilleştiriliyor. Raporun işaret ettiği gibi, erkeklerin tarımsal arazi sahipliği kadınlardan yaklaşık üçte bir daha fazla; her dört kadından yalnızca biri toprak sahibi. Üstelik hukuki eşitlik kâğıt üzerinde mevcut olsa da, fiiliyatta kız çocuklarının mirastan feragat ettirilmesi, toprağın erkek kardeşte toplanması........

© İlke TV