Bir yerde okumuştum, her giden ardında bir yıldız söndürürmüş. Herkesin gökyüzünde birer yıldız olduğunu, ölümle beraber de o yıldızın artık sönmüş bir parçadan ibaret olduğunu okuduğumda kayan yıldızlara da farklı bakmaya başladım.

Farkında mısınız, her gün hayatımızdan binlerce yıldız kaymaya devam ediyor.
Doğumlar olduğu kadar, ölümler de çoğalıyor. Hatta son zamanlarda doğum haberlerinden daha fazla ölüm haberleri alıyorum. Birkaç hafta görüşemediğim bir arkadaşımı aradığımda, bir kayıp haberi alıyorum. Üzülüyorum. Tabi ki takdiri ilahi ancak hep zamansız ve hep ani vefat haberleri almak yakınlarını olduğu kadar, duyanları da derinden etkiliyor.

Çocukluğumda, vefat edenleri hep çok yaşlanmış, bu dünyadaki zamanını çoktan doldurmuş olanlar olarak düşünürdüm. Biraz büyüdüm ve ölümlerin biraz da hastalıklarla beraber geldiğini anladım. Az daha büyüdüğümde hastalıkları, yaşam mücadelesinin bir varlığı olarak algılamaya başladım. Yaşam mücadelesindeki her başarısızlık, yeni bir başarı hikâyesinin yazılmasında tecrübe olması gerekirken, insanı içten çökerten bir stres halini aldığını öğrendim.

Ya şimdi?
Yetişkin olmak, ölümleri daha hızlı ve daha yaygın bir şekilde duymak anlamına mı geliyordu? Her acı yürekten kopan bir parça, gökten kayan bir yıldız misali cana mı vuruyordu? Bu acele neden?
Hızlı yaşamlar, hızlı tükenişler, hızlı ölümler…
Hızla ilerleyen sağlık problemleri, hızla uzaklaşan yıllar ve o hızın içinde kaybolmuş hayatlar…

Çok kayıp veriyoruz sanki. Her şeyde olduğu gibi canda da çok hızlı vazgeçişler var. Dedim ya tabi ki herkesin bir nefes alacak zamanı var ve bu zamanın ne kadar olduğunu kimse bilmiyor.
Bilmiyor da, aniden gidenlerin çoğalması, her hafta geri dönülmeyen bir yola gidişin haberini almam beni çok etkiliyor.

Aileden, eşten, dosttan, tanıdıktan hep bir acı haber geliyor. İki gün önce gülüp şakalaştığın, hayata umutla bakan birinin de vefat ettiğini duymamla beraber birden dudaklarımdan, ‘Bu nedir böyle her gün bir ölüm haberi alıyorum arkadaş’ çıkıverdi. Takdiri ilahi elbette ama neden bu kadar fazla oldu son zamanlarda anlayamadım. Sorgulamak elbette ki kimseye düşmez belki ama ‘Ne değişti de böyle oldu?’, demeden geçemiyor akıl.

Eski zamanlara özlemim giderek çoğalıyor sanki bu aralar. Hep çok erken, hep çok fazla, hep acı geliyor yeni zamanlar. Umut etmekten yorulmuyorum ama umut edenlerin gidişleri çok sarsıyor yüreğimi. Zaman hızla akıp gidiyor derken büyüklerimiz, belki de bundan bahsediyorlardı. Yaş ilerledikçe midir bilinmez ama gerçekten her şey çok hızla akıp gidiyor sanki. Tutamıyoruz, tutamıyorum; ne gidenleri ne de zamanı.

O kadar kısa geliyor ki hayat şimdi bana. ‘Şu kısacık hayatta’ diye başlayan cümleler nasıl da anlam kazanıyor yaşamın varlığında… Var olmanın büyük hazzını yaşamalı insan bu kısalıkta. ‘Bugün var, yarın yokuz’ arasında çok mutlu olmalı insan, güzel yaşamalı.
Dün ve bugünü gördük, yarından emin olamadık hiçbir zaman. Kısacık hayatlara uzun uzun gülüşler, uzun uzun sevgiler kazandırmalı hayat. Yazmaya, okumaya, öğrenmeye değer bulmalı yarın gelenler.

Ya dün, ya bugün gidenler…
Gittikleri yerde ruhları huzur bulsun, sevgiyle özlenenler...

QOSHE - ÇOK KAYIP VERİYORUZ! - Özge Gürün
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

ÇOK KAYIP VERİYORUZ!

2 0 0
07.09.2022

Bir yerde okumuştum, her giden ardında bir yıldız söndürürmüş. Herkesin gökyüzünde birer yıldız olduğunu, ölümle beraber de o yıldızın artık sönmüş bir parçadan ibaret olduğunu okuduğumda kayan yıldızlara da farklı bakmaya başladım.

Farkında mısınız, her gün hayatımızdan binlerce yıldız kaymaya devam ediyor.
Doğumlar olduğu kadar, ölümler de çoğalıyor. Hatta son zamanlarda doğum haberlerinden daha fazla ölüm haberleri alıyorum. Birkaç hafta görüşemediğim bir arkadaşımı aradığımda, bir kayıp haberi alıyorum. Üzülüyorum. Tabi ki takdiri ilahi ancak hep zamansız ve hep ani vefat haberleri almak yakınlarını olduğu kadar, duyanları da derinden etkiliyor.

Çocukluğumda, vefat edenleri hep çok yaşlanmış, bu dünyadaki zamanını çoktan doldurmuş olanlar olarak düşünürdüm. Biraz büyüdüm ve ölümlerin biraz da hastalıklarla beraber geldiğini anladım. Az daha büyüdüğümde hastalıkları, yaşam mücadelesinin bir varlığı olarak algılamaya başladım. Yaşam mücadelesindeki her başarısızlık, yeni bir başarı hikâyesinin yazılmasında tecrübe olması........

© İleri


Get it on Google Play