DİJİTAL SU ETİĞİ

Şu an bu yazıyı okurken elinizde tuttuğunuz telefonun veya önünüzdeki bilgisayarın aslında “susadığını” hiç düşündünüz mü? Teknoloji dünyasında sıkça kullanılan “bulut”, “sanal” veya “kablosuz” gibi terimler, bizde dijital dünyanın maddesiz, havada asılı ve tertemiz olduğu yanılsamasını yaşatıyor. Oysa gerçek şu ki; dijital dünya sanıldığı kadar soyut ve masum değil. Aksine, her bir bayt verinin işlenmesi, oluşturulması, okunması ve transfer edilmesinin arkasında devasa bir “Dijital Su” gerçeği var.

Dijital Su Nedir ve Neden Bir “Etik” Lazım?

Dijital su; ekranlarımızın arkasındaki devasa işlemcilerin, çalışma esnasında ürettikleri aşırı ısı nedeniyle yanmasını önlemek için harcanan “görünmez” tatlı suyu ifade ediyor. İnternete yüklediğimiz her fotoğraf, izlediğimiz her yüksek çözünürlüklü video ve yapay zekâya sorduğumuz her soru; kilometrelerce ötedeki veri merkezlerini (Data Center) ısıtmaktadır. Bu devasa sistemleri soğutmak için kullanılan kuleler, her gün tonlarca suyu buharlaştırarak atmosfere göndermektedir.

Esasen tam bu noktada, “Dijital Su Etiği” kavramı hayati bir gerçeklik olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü su, sadece ekonomik bir meta değil; tüm canlılar için anayasal bir yaşam hakkıdır. Tabloyu şöyle resmetmek belki daha sarsıcı olabilir: Bir yanda kuraklıkla boğuşan tarım arazilerimiz ve bitkilerin ihtiyaç duyduğu can suyu, diğer yanda sadece “eğlence” veya “hızlı bilgi” uğruna milyarlarca litre su tüketen algoritmalar… Sormamız gereken etik soru şudur: “Bir yazılımın yaydığı ısının serinlemesi için harcanan su, bir çiftçinin buğday veya mısır tarlasındaki can suyundan daha mı değerli?”

Dijital Varlık mı yoksa Biyolojik Varlık mı Daha mı “Susuz”?

Rakamlar, doğru çıkarımlar yapmak için en güvenilir rehberlerdir. Dünya Sağlık........

© İleri