ANTALYA ZEYTİNYAĞINDA MARKALAŞMA PARADOKSU

Antalya’nın zeytinyağı serüveni esasen Türkiye’den farklı değildir ve bir başarı hikayesi yazmak yerine bir büyük potansiyelin değerlendirilmemesi yönünde ısrarcı bir tutumu ifade etmektedir. Türkiye’nin küresel zeytinyağı üretiminde dünya ikinciliğine yükselerek ana bir güç haline geldiği güncel konjonktürde, Antalya sahip olduğu üretim kapasitesi ve genetik çeşitliliğiyle bu stratejik yükselişin en kritik merkez üslerinden birini teşkil etmektedir. Ancak Antalya’nın zeytinyağı serüveni, doğrusal bir başarı hikayesinden ziyade, henüz tam anlamıyla hayata geçirilememiş  bir katma değerin ve atıl kalmış bir potansiyelin hikayesi olarak tanımlanabilir. Sektör, sahip olduğu "sıvı altın" potansiyelini kurumsal bir disiplinle ambalajlı ürün formuna dönüştürme ve mevcut marka değerini oluşturmak noktasında yapısal engellerle karşı karşıyadır.

Şehrin önündeki mevcut durum incelendiğinde derin bir paradokslar silsilesi gözlemlenmektedir. Bir yanda Tavşan Yüreği gibi eşsiz bir genetik miras ve yıllık milyonlarca turistin oluşturduğu devasa bir tüketim havuzu bulunurken, diğer yanda dökme satış stratejisine ve standardizasyondan uzak “yol kenarı ve pazarda satış kültürüne” sıkışmış bir üretim modeli hakimiyetini sürdürmektedir. İtalya gibi küresel aktörlerin, Akdeniz havzasından tedarik........

© İleri