We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sürü bağışıklığı

4 4 2
28.05.2020



28-05-2020 08:47

Malumun ilamı…

Laf klasik; “Korona sonrası dünya artık aynı olmayacak”…

İyi de bu müneccim olmayı gerektirmeyen bir saptama; değil mi?

Korona’nın süren varlığı bile, olgusal olarak kendi küçük dünyalarımızda meydana getirdiği değişikliklerle, “yeninin”, bir daha, yaşadığımız eski gibi olmayacağını bize çoktan öğretmiş durumda.

Öyleyse…

Soruları peş peşe sıralayalım:

O eskisi gibi olmayacak sonraki dünyayı nasıl hayal ediyoruz (?), olmasını tercih ettiğimiz dünya nedir (?) ve o dünya için tahayyüllerimiz, tasavvurlarımız ve elimizi, hangi taşın altına sokmaya olan kararlığımız nedir?

Yani, yeni ve insana değer, doğayla barış, içinde, işsizlik, açlık, sömürü ve eşitsizliklerin ortadan kaldırılabileceği bir dünya için somut önerisi, eylemi falan olan var mı?

Yoksa bu kritik sorulara, televizyon önünde ve onların sabit kanal aktörlerinin, yorum ve değerlendirmelerine dayalı bir dünya kurgusu içinden yanıt arıyorsak, varacağımız yine “yandı gülüm keten helvasıdır”. Yani durum, sessiz bir kabulle, “sürü bağışıklığına” uygun adım tabi olmaya hazırlanıyoruz demektir. O zaman da, kafamıza ne tür bir don biçilirse, bu, şimdiden hepsine razıyız anlamına gelir ki, sonrasında söylenebilecek tek laf, “ağlamak yok”tur.

Sürü bağışıklığı denince…

Bu terim de pandeminin hediyesidir.

Esasında sağlıkla ilgili teknik bir terim olarak duyuldu; ama kapsayıcılığı çok geniş bir anlam alanına da yayılmış durumda.

Önce, işin klasiğine uyalım ve bakalım, bu bağışıklık türü ne memem bir tanımın içine oturuyor!

Bu “sürü bağışıklığı” işine, dünya “herd immunity” diyor. Yani işin İngilizcesi böyle…

Anlamına gelince;

“Sürü bağışıklığı, daha önce geçirilmiş enfeksiyonlar veya uygulanan aşılarla, bir popülasyonun büyük bir çoğunluğunun enfeksiyona karşı bağışık hale gelmesiyle meydana gelen ve böylece bağışıklık sistemi güçlü olmayan bireyler için de bir koruma sağlayan toplumsal bir yöntemdir. Bireylerin büyük bir kısmının bulaşıcı hastalığa karşı bağışıklık kazanması sonucu hastalığın bulaşma sıklığı düşer; bu durum enfeksiyon zincirinin bozulmasına ve hastalığın yayılmasının, yavaşlamasına ya da tamamen durmasına neden olur”…

İşte, hakkındaki tanımlar ya da tıp kökenli açıklamalar böyle uzayıp gidiyor.

Bazıları, bu terimden, “saldım çayıra, Mevla’m kayıra” veya ”ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” anlamı falan da çıkarabilir. Kısmen doğrudur da. Ne ki, sürü bağışıklığı işinde bile önemle yeri olan ve bu tür bağışıklığın oluşumunu etkileyen başta sayılacak bir husus da “aşı” meselesidir.

Şimdilik, kısaca bu tanımla yetinelim…

***

Dünya artık aynı olmayacak…

Düşünsenize, hayatı nasıl yaşıyoruz?

Yanıtı basit. Yaşam sınırlarımızın içinde, hayatın piyangosundan bize ne kadarlık bir pay ya da şans düştü ise, o kadar.

Yani sınıfsal…

Zenginlikler içine doğdu isek, hayat bize güzel…

Şu Korona günlerindeki hayallerimiz, Korona’sız bir dünyada kaldığımız yerden, zenginliklerimizin tadını yeniden çıkarabileceğimiz bir dünya hayaline gelip oturmuyor mu?

Bir de tersinden düşünelim. Şimdiye değin, bir iş garantisinin pek de doğru dürüst olmadığı bir hayatın ucuna tutunmuş, kan, ter içinde bu yürüyüşü sürdürmeye çalışıyorduk. Pandemi, sadece fiziksel bir yalıtlama oluşturmadı. Daha sona bile ermeden, dünyada diğer karşılaşılacaklarımızla beraber, “kitlesel bir işsizlik ve açlığa” düştüğümüz yeni bir karanlığın gerçekleşmesine, belki de çeyrek kaldı. Bütün ağırlığıyla görünen manzara bu ve sizce, bunun düşsel bir tarafı, var mı?

Görünen şudur ki,........

© İleri Haber