We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Salgın günlerinde Das Kapital

7 8 5
08.04.2020



08-04-2020 07:42

Dünyayı kasıp kavuran bir salgının tam ortasındayken kalkıp Kapital’den bahsetmenin biraz garip görüneceği belli. Öte yandan, sadece tıbbi bir sorunla değil, aynı zamanda toplumsal bir sorunla, yani kapitalizmle karşı karşıya olduğumuz da açık. Virüsün hücresel yapısı, bulaşma yolları, etkileri vb. tıbbi bir konu olabilir; ama somut insan bireyleri olarak bu virüsle hangi iktisadi, siyasal veya kültürel koşullar içinde tanıştığımız baştan sona toplumsal bir konu.

Daha önemlisi ise, şimdi uğraştığımız bu salgın belası geride kaldıktan sonra olacaklara dair öngörüler geliştirmek. Öyle ya, ne kadar sürerse sürsün, tarihteki tüm salgınlar gibi bu salgın da bir noktada sona erecek. Geriye kalanlar (ya da hayatta kalanlar, diyelim) yine çeşitli iktisadi, siyasal veya kültürel koşullar içinde yaşamaya devam edecek.

Bunların, salgın öncesindekilerle aynı koşullar olacağı söylenebilir mi?

Olgulara akılcı bir perspektiften bakıldığında, bizi bu salgının önüne bu ölçüde korunmasız biçimde atan kapitalist sistemin kökten biçimde yıkılması gerektiği açık. Ancak, kapitalizmin böylesi bir akılcılıkla hareket etmediğini, onun “akılcı” tavrının sermayeyi, serveti, karı artırmaya yönelik olduğunu biliyoruz. O halde, kökten değişimin, yani kapitalizmin yıkılmasının emekçi halkların gündemi ve işi olması gerektiği belli.

Ama biz yine de öte tarafa, kapitalizme bakmaya devam edelim. Gerçekten de bizi bugünlere getiren bu sistemin sahipleri, salgından sonra da aynı koşulların devam etmesini istiyorlar mı?

Bu soruya hem “evet” hem de “hayır” dememiz gerekir. Evet, çünkü kapitalist sistemin halihazırdaki işleyişine, devletlerin salgınla baş etme stratejilerine, sağlık sistemi başta olmak üzere kamu hizmetlerinin halka sunulma biçimlerine vb. baktığımızda, sermaye sınıfı için mevcut koşulların devam ettirilmesinin esas olduğunu söyleyebiliriz. Hayır, çünkü salgının yarattığı küresel tahribat, aynı zamanda sermaye sınıfı için bir “yaratıcı yıkım” fırsatı olarak hayli iştah kabartıcıdır ve sermaye sınıfının bu lokmaya el uzatmayacağını düşünmek için hiçbir neden yoktur.

Yani, eğer emekçi halkların gözle görülür ve ısrarlı bir dayatması olmazsa, kapitalizm, salgından önceki koşulları bir adım daha ileri taşıyarak devam ettirmeyi seçecektir. Eşyanın (veyahut sermayenin) doğası bunu gerektirmektedir çünkü. O ya da bu kişinin, yöneticinin, devlet başkanının fıtratından değil; bizzat “kapital”in fıtratından söz ediyoruz.

En genel düzeyde bakarsak, mevcut salgın ortamının yarattığı fırsatların iki yönde değerlendirileceğinin neredeyse kesin olduğunu........

© İleri Haber


Get it on Google Play