Sivil Toplum (STK) Kuruluşları

Türkiye’de sivil toplum kuruluşu (STK), devletin idari ve hiyerarşik yapısı dışında konumlanan, kâr amacı gütmeyen ve gönüllülük esasına dayalı olarak faaliyet gösteren örgütlü yapılara verilen genel bir addır. Bu yönüyle STK, hukuki bir sınıflandırmadan çok, toplumsal ve işlevsel bir kavramdır.

Sivil toplum kuruluşlarının temel özelliği, kamusal alanda faaliyet göstermelerine rağmen devlet organı olmamaları ve ticari kazanç elde etmeyi amaçlamamalarıdır. Bu kuruluşlar; sosyal dayanışma, kültürel gelişim, çevrenin korunması, mesleki örgütlenme, insan hakları, eğitim ve bilim gibi çok çeşitli alanlarda faaliyet gösterebilir. STK’lar, bireylerin ortak bir amaç etrafında bir araya gelerek toplumsal sorunlara çözüm üretmelerini sağlayan kurumsal araçlar olarak kabul edilir.

Ülkemizde STK’ların varlığı ve faaliyetleri, temel olarak örgütlenme özgürlüğü kapsamında anayasal güvence altındadır. Bu çerçevede bireyler, önceden izin almaksızın dernek kurma, derneğe üye olma veya üyelikten ayrılma hakkına sahiptir. Ancak bu özgürlük sınırsız değildir; kamu düzeni, genel ahlak ve hukukun genel ilkeleri çerçevesinde sınırlandırılabilir.

Sonuç olarak STK’lar, devlet ile birey arasında yer alan, demokratik katılımı güçlendiren ve toplumsal taleplerin örgütlü biçimde ifade edilmesine imkân tanıyan yapılar olarak modern toplumun vazgeçilmez unsurlarından biridir. Bu tanım, STK’ları ne devletin bir uzantısı ne de ticari bir işletme olarak görür; onları bağımsız, gönüllü ve toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket eden kuruluşlar olarak konumlandırır.

Ülkemizde STK’ların Yasal Dayanağı

Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarının hukuki temeli şu mevzuata dayanır:

· Anayasa’nın 33. maddesi
Herkesin önceden izin almaksızın........

© Hürses