Bir Çocuk Neden Okula Gitmek İstemez?

Zorbalıktan şiddete uzanan sessiz çığlık…

Sabah uyandığında okula gitmek istemiyor. Karnının ağrıdığını söylüyor, hazırlanmayı geciktiriyor, bazen ağlıyor. Ailesi onu ikna etmeye çalışıyor. Kimi zaman kızıyor, kimi zaman bunun geçici bir isteksizlik olduğunu düşünüyor.

Peki ya mesele okul değilse? Ya o çocuk, okulun kapısından içeri girdiğinde yaşayacaklarından korkuyorsa?

Belki sınıfta kendisiyle alay ediliyor. Belki arkadaş grubundan dışlanıyor, belki her gün aynı lakapla çağrılıyor. Belki de kimseye anlatamadığı bir korkuyla, teneffüs zilinin çalmasını bekliyor.

Biz yetişkinler çoğu zaman çocukların söylediklerine kulak veriyoruz. Peki, söyleyemediklerini ne kadar duyabiliyoruz?

Bir çocuğun okula gitmek istememesi bazen bir disiplin sorunu değil, yardım çağrısıdır.

Bu çağrıyı zamanında duyabilmek, sandığımızdan çok daha önemli olabilir.

Zorbalık yalnızca bir çocuğun canını acıtmaz.

Çocuk dünyayı öğrenerek büyür. Nasıl konuşacağını, öfkesini nasıl ifade edeceğini, sorunlarını nasıl çözeceğini ve başkalarıyla nasıl ilişki kuracağını zaman içinde öğrenir.

Öğrenme yalnızca kitaplardan, derslerden ve öğretmenlerin anlattıklarından ibaret değildir. Çocuk, içinde bulunduğu çevreyi gözlemler; gördüklerini anlamlandırır ve davranışlarını geliştirir.

Akran zorbalığı da bu gelişim sürecini etkileyebilir.

Sürekli aşağılanan, dışlanan, tehdit edilen veya arkadaşlarının önünde küçük düşürülen bir çocuk kendisini değersiz hissedebilir. Okula karşı isteksizlik geliştirebilir, yalnızlaşabilir, kaygı yaşayabilir veya derslerine odaklanmakta zorlanabilir.

Bazı çocuklar yaşadıklarını ailelerine anlatır. Bazıları ise utanır, korkar ya da kendilerine inanılmayacağını düşünür. Sessiz kalmayı tercih eder.

Ancak sessizlik, sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Üstelik zorbalık yalnızca fiziksel davranışlarla sınırlı değildir. Sürekli hakaret etmek, tehdit etmek, bir çocuğu sistematik biçimde dışlamak veya dijital ortamlarda küçük düşürmek de ciddi sonuçlar doğurabilir.

Burada önemli bir ayrımı da unutmamalıyız: Her tartışma zorbalık değildir. Zorbalıkta genellikle kasıtlı ve tekrarlayan zarar verme davranışı ile taraflar arasında bir güç dengesizliği bulunur.

Peki bu davranışları görmezden geldiğimizde ne olur?

Çocuğun yaşadığı sıkıntı derinleşebilir. Kendini korumak için insanlardan uzaklaşabilir, okula karşı güvenini kaybedebilir veya öfkesini sağlıksız yollarla ifade etmeye başlayabilir.

Ancak her çocuk bu sürece aynı tepkiyi vermez. Zorbalığa maruz kalan çocukların büyük çoğunluğunun şiddete yöneleceğini söylemek doğru değildir. Asıl mesele, hiçbir çocuğun yaşadığı sorunla tek başına bırakılmamasıdır.

Peki, incinen çocuk bir gün inciten çocuğa dönüşebilir mi?

Bu soruyu sormaktan kaçınmamalıyız.

Zorbalığa maruz kalan bazı çocuklar, yaşadıkları çaresizlikle baş edebilmek için zamanla saldırgan davranışlar geliştirebilir. Kendilerini yeniden güçsüz hissetmemek için başkalarına karşı sertleşebilir veya........

© Hürses