Bir Mirasın Onuncu Yılı
2020 yılında Yönetim ve Organizasyon doktoramı “Sosyal Girişimciliğin Kavramsal Boyutları ve Sosyal Sorumluluk Bağlamında Sosyal Değer Yaratma” konulu tezimle tamamladım. Bu tezi yazma motivasyonum, yıllar boyunca hem sahada hem yönetici koltuğunda bir sosyal girişimci olarak paydaş olduğum pek çok kuruma sosyal sorumluluk çalışmalarının organizasyonu konusunda destek olma deneyimimden geliyordu. O süreçte gördüğüm şuydu: “sosyal girişimcilik” kavramı akademide bile netlik kazanmamıştı, sivil alanda da üzerinde uzlaşılmış bir tanım yoktu. Sosyal sorumluluk konusunda ise yüzeysel bir bilinç hâkimdi. Sosyal değer ve etkinin önemine dair bir farkındalık da yoktu.
Yıllardır şunu söylüyorum: “Önemli olan niyet” diyerek yüzeysel ve bilinçsizce yürütülen sosyal sorumluluk çalışmaları, aslında bir sosyal sorumsuzluktur. Niyetimizin sorumluluk taşıyıp taşımadığı, işin sonucunda ortaya çıkar; bunun açıklanabilirliği (hesap verebilirlik), işin özen ve ihtimamla yapılıp yapılmadığıyla ilgilidir. Tezimi yazarken bu sorunu sosyal girişimcilik perspektifinden ele almıştım; özellikle bu konuda keskin görüşleri olan sosyal girişimciler ve sivil toplum aktörleriyle mülakatlar yaptım. “Her toplum yararına olan sosyal çalışma bir sosyal girişimdir” görüşü ile sosyal girişimciliğin illa tüzel kişilik çatısı altında kurumsallıkla tanımlanması gerektiği görüşü arasındaki gerilimi, bu keskin bakış açılarının da onayını alacak bir çerçeveyle ilkeler üzerinden ele almaya çalıştım.
O dönem Türkiye'deki sosyal girişimcilik ekosistemi için, sevgili Prof. Dr. Itır Erhart hocam ile tez mülakatımda konuşurken vardığımız müşterek fikir, “sosyal girişimcilik öncesi (pre) bir kültürün oluştuğu dönem” olduğuydu. Aradan altı yıl geçti ve bu karanlık dönem birazda olsa aydınlanmaya başladı; ekosistem büyüyor. Elbette hâlâ gelişmeye ihtiyacı var. Ama bu büyümede önemli bir referans noktası olarak gördüğüm yapılardan biri İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Programı (İBSG).
12 Haziran Cuma günü, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen İBSG’nin 10. yıl ödül törenine katıldım. Kale Grubutarafından, merhum kurucusu İbrahim Bodur’un değerlerini yaşatmak ve “İyi Bak Dünyana” yaklaşımıyla hayata geçirilen program, bu yıl Türkiye'nin dört bir yanından 500'ün üzerinde başvuru aldı. Kale Grubu ve proje ortağı Impact Hub İstanbul'un ön değerlendirmesinin ardından, alanında uzman isimlerden oluşan........
