Rezil sorular ve linç canavarları
Önceki akşam Türkiye'de basın tarihine geçecek bir televizyonculuk rezaletine imza atıldı. Herhâlde önümüzdeki yıllarda iletişim fakültelerinde ibret alınacak ders olarak okutulur. Sözcü TV aslında cesur denebilecek bir kararla yıllardır itibarsızlaştırdığı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu konuk aldı. Kılıçdaroğlu da aynı cesaretle kendisinden nefret edildiğini bile bile o yayına çıktı. Hem de CHP Genel Merkezi'nde. Bir kere yayın büyük bir rezaletle, "CHP Genel Başkanı" yazmama yasağıyla başladı. Bir medya kuruluşunun böyle bir hakkı olamaz. Buna rağmen Kılıçdaroğlu o yayını sürdürdü ve bırakın taraflı olmasını gazetecilik etiğiyle örtüşmeyen, algılarla oluşturulan onlarca soruya da cevap verdi. Bunu yaparak, belki kendisi ile CHP sosyolojisi arasına örülen nefret duvarında bir gedik açtı ama çok daha fazlasını yapabilirdi. Sık sık sözünü ettiği ahlaki üstünlüğün ne anlama geldiğini söyleyebilir, İBB eksenli "İmamoğlu Suç Örgütü"yle ilgili iddiaların yenilir yutulur olmadığını, rüşvet ağlarını, bantlanan kameraları, Jetgiller rezaletini, Ali Nuhoğlu'ndan alınan Boğaz'daki villaları, Uşak Belediyesi'ndeki seks kölelerini, kutu kutu eurolu rüşvetleri sayar ve........
