Kılıçdaroğlu ‘Allah affetsin...’ der mi? |
CHP'de fiilen "ikinci" Kılıçdaroğlu dönemi başladı. Artık CHP Genel Merkezi'nde olmasa da hukuken CHP Genel Başkanı; Özgür Özel ise fiilen genel merkezde olsa bile genel başkan değil. Buna bir de "korsan" grup başkanlığı eklendi. Bu hukuki paradoksa rağmen asıl gerilim siyaseten yaşanıyor ve yaşanacak. Çünkü CHP'yi bu noktaya sürükleyen ekip, parti içinde makul siyaset yapmak yerine genel merkezi "işgal" altında tutarak "direniş siyaseti" izleyeceğini söylüyor. CHP gibi köklü bir kitle partisinin marjinal solu hatırlatan bu siyaset tarzı, Özgür Özel ve "eşbaşkan" Ekrem İmamoğlu'nu "yolsuzluk" yükünden çok daha ağırıyla karşı karşıya bırakacak. Üstelik artık arkalarında 19 Mart sürecindeki kadar bir halk desteği de yok. Bir müddet bu kaotik durumu sürdürerek dik durmaya çalışsalar da eninde sonunda "yedek parti"yi devreye sokmaları sürpriz olmayacak. Onlar için belki de asıl sürpriz, yedek partilerinin önümüzdeki bir seçimde alacağı sonuç olacak. Bu noktada asıl merak edilense yeniden CHP'ye dönen Kemal Kılıçdaroğlu'un ne yapacağı... İlk ipucunu dün verdi: "CHP, köklü bir partidir. CHP'yi kuruluşundaki kodlara yeniden kavuşturacağız. Partinin ahlaki değerleriyle ilgili şimdiye kadar eleştiri gelmemişti, şimdi geliyor." Şunun altını........