Vicdan mı, Fırsat mı? Yoksa Maskelenmiş Çifte Standart mı?

Bazen bir toplumun gerçek sınavı, yaşadığı acılar değil; o acılar karşısında nasıl davrandığı, bu acılara karşı verdiği tepki ve sergilediği duruştur... Bir acı veya felaket yaşandığında herkes aynı şeyi görmez ve aynı şeyi hissetmez normal olarak da herkes aynı şeyi düşünmez... Tıpkı Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşadıklarımızda olduğu gibi... Biliyorsunuz 14 Nisan’da Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir okula silahla girildi... Açılan ateş sonucu 16 kişi yaralandı, saldırgan öldü. Henüz bu acının sarsıntısı devam ederken, bu defa ertesi gün Kahramanmaraş’ta bir ortaokul hedef alındı... Bu kez saldırgan dahil 10 kişi hayatını kaybetti. Acımız tarifsiz... Acımız büyük... Milletimizin başı sağ olsun... Allah acılı ailelere sabır versin... Rabbim milletimize bir daha böylesi ve benzeri acılar göstermesin...

İşte kırılma tam da burada kırılma başlıyor ve herkes davranışlarıyla gerçek niyetini ortaya koyuyor... Kimisi acılar henüz taze, gönüller buruk, gözler yaşlıyken ve feryatlar ülkenin dört bir yanını sarmışken; fırsat bu fırsat telaşı ve fırsatçılık refleksiyle yaşananları siyasi ganimete çevirmek için bu tarifsiz acıları bahane ederek ülkenin birçok yerinde protesto gösterileri başlatıldı... Ve bu yaşananlarla birlikte ortaya dökülen tablo, ister istemez vicdanları da sorgulamaya sevk etti. Bu tarifsiz bir acının ortasında gördük ki: Bazıları için mesele acı değil... Çözüm önerisi sunmak hiç değil hele hele empati kurup “bu yaşananlarda benim ne kadar sorumluluğum ne kadar” muhasebesini yapmak yerine, o acının nasıl kullanıldığı görünür hâle geldi. Çünkü olaylar sonrası yaşananlara bakıldığında, Sahne tanıdık... Yüzler tanıdık... Flamalar tanıdık... Sloganlar bile tanıdık... Hepsi çalışılmış, talimli, ritimli... Ezberlenmiş gibi adeta önceden yazılmış bir senaryonun tekrar tekrar sahnelenmesi gibi. “Okullarda polisin ne işi var?” diye polisin okulların etrafında trafik tedbirlerini almak için dahi olsa bulunmasından rahatsız olanlar; doksan derecelik bir kırılma ile yörünge değiştirip “polis nerede?” diye sloganlar atarak kortejin en önünde yürüdüler. Artık çifte standardın bu kadarı dahi şaşırtmıyor... Sadece mide bulandırıyor ve toplum vicdanında derin bir rahatsızlık bırakıyor.

Evet yürümek hak... Bağırmak hak... İfade özgürlüğü elbette herkes için var... Yürüsünler, bağırsınlar... Ama... İşte........

© Hür Haber