Bayram: Gönül Raflarındaki Tozlu Hatıralar

Bayramların atmosferi bambaşkadır. Bayramlardaki o manevi, hasret ve vefa kokan havayı başka zaman yakalamak ve solumak mümkün değildir. Eş dost, akraba ve mezarlık ziyaretleri insana ister istemez birçok şeyi yeniden hatırlatır; alır ve bambaşka bir manevi hâl ile sil baştan bir düşünce iklimine götürür. Mezarlık ziyaretleri ise Peygamber (SAV) “Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın” hadisinin ve İslam alimlerinin öğüt sözü olarak sıkça kullandığı “Ölüm en büyük vaizdir” hatırlatmasının sessiz ve en etkili şekilde ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Mezarlık, sessiz bir kitap gibidir; her taş bir satır, her isim bir hatırlatma... Düne kadar burnundan kıl aldırmayan, “küçük dağları ben yarattım, büyük dağlar babamdan miras kaldı” edasıyla insanlara tepeden bakanlar bugün toprağın altında. Düne kadar kibirle yürüyenler, gönlünün kanalizasyonundaki pisliği ağzındaki zan ve iftira fırçasıyla herkese çalıp, iftira atıp, kendini aklamaya çalışanlar bugün sessizlikle toprağın altında. Veya tam tersi... En sevdiğimiz, bizi dünyaya getiren; beleyip, besleyip büyüten anamız babamız, evladımız, abimiz, ablamız toprağın altında. Dün bize nefes

verenler, bugün nefessizliğin koynunda... Bayramlar hatırlatır; bayramlar özletir, bayramlar yeniden diriltir. Tam anlamıyla “Kovanım yağma olsun...” düşüncesinin panayırı olduğu manevi günlerdeyiz. Bayram, gönül defterinden silinenleri yeniden yazdıran bir hatırlatma; unutulanı hatırlatan, hatırlananı yeniden dirilten bir gönül defteridir. Bayram, vicdanın kenarına düşülen........

© Hür Haber