We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Sorunun Ne Olduğu Değil; Çözümün Ne Olduğu Önemlidir – 2

7 2 2
14.12.2020

Sorunun Ne Olduğu Değil; Çözümün Ne Oluğu Önemlidir – 1

“Sorun ne olursa olsun Kürt güçlerine düşen tek şey var: Çözümü diyalogda aramak! Sorunun ne olduğu önemli değil, çözümün ne olduğu önemlidir.” Cümlesinin geçtiği bir konuşma yapmıştı, 10 Kasım 2020 tarihli meclis grup toplantısında HDP Genel Başkanı Mithat Sancar. Sorundan ziyade çözümün ne olduğunun vurgulandığı bu konuşmayı önemli kılan şey konuşmasında “Kürt güçleri” olarak ifade ettiği öznenin bir tarafında aslında KCK (PKK) olması idi. HDP sosyal medya hesabında (inanılması güç değil elbette) kendi başkanının tek çözüm olarak ifade ettiği diyalog ve müzakere vurgusundan “tek çözüm” ibaresini kaldırarak paylaşmış olsa da yine de bu tespit önemlidir. Çünkü PKK’nın başvurduğu şiddet her aklı başında insanın gördüğü gibi “Kürt siyaseti”nin önünü tıkamakta, alanını daraltmakta ve nihayetinde çözümün değil; sorunun bir parçası olmaktadır. Yani Kürtlerin bir “gıdım” ilerlememesini isteyen birisinin yapacağı ne varsa KCK bunu layıkıyla yapmayı başarmaktadır. Bu durumda özellikle Kürt siyasetçilerinin bunu görüp PKK’nın şiddeti her fırsatta “başka yol yok” ya da “şiddetsiz varlık olmaz” ile ifade ettiği yani şiddeti varoluşsal bir değer olarak görme politikasını eleştirmesi gerekiyor. HDP ise böyle bir tutumdan kaçınmakta ve KCK ile organik ilişkileri olduğu görünümünden de kurtulamamaktadır. “Görünüm” kelimesinin kimisine göre gerçekçi olmadığının farkındayım; zira HDP’nın KCK sisteminin bir parçası olduğu görüşüne ben de katılıyorum. Bu görüşe göre bu ilişki bir görünüm olmayıp gerçekliğin kendisidir.

Sancar Hoca’nın grup konuşmasında ifade ettiği tek çözümün diyalog ve müzakere olduğu tespitini sadece KCK’nin Barzani güçlerine saldırması konusunda değil; aynı zamanda KCK’nin özellikle Türkiye’de de tek çözüm olarak gördüğü şiddeti eleştirmesi ve benzer bir çağrı yapması gerekiyor.[1]

Sancar’ın aynı konuşmasında grupta alkışlanan şu cümlesi de vardı: “Kürt halkına, yazarlara, sanatçılara, alimlere, rûsipîlere çağrı yapıyoruz; Kürtler arası her türlü sorunun tek çözüm yolunun diyalog ve müzakere olduğunu sizler de haykırın, daha yüksek sesle bütün siyasi güçlere söyleyin. HDP bu konuda üzerine düşen görevi yapmaya hazırdır.

Bu cümle tek başına değerlendirildiğinde anlamlı görülmekte ve tebriği hak etmektedir. Ancak HDP’nin pratiğiyle değerlendirildiğinde içi boşalıyor. Bunun sebebi kendi tutum ve yaklaşımlarıdır. HDP söz konusu KCK politikalarına eleştiri olduğunda üzerlerinde tek bir sorumluluk görmekteler: KCK’yi savunmak. Bu nedenle bu cümlenin bir samimiyeti kalmıyor ve içi boşalmış oluyor.

HDP’nin üstüne........

© Hür Fikirler


Get it on Google Play