Güvenlik Adına Özgürlüğü Yakmak |
Ortadoğu’da yükselen İran-ABD-İsrail gerilimi, yalnızca üç devlet arasındaki askeri bir restleşme değil; modern dünyanın güvenlik anlayışının nasıl bir çıkmaza sürüklendiğinin göstergesidir. Bir tarafta İran, diğer tarafta Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail var. Ancak bu denklemin merkezinde devletler değil, sıradan insanlar duruyor. Çünkü savaşın faturası her zaman halka kesilir. Olması gereken şey devleti kutsal bir yapı olarak değil; bireyin hak ve özgürlüklerini korumak için var olan bir araç olarak görmektir. Devlet güvenlik üretmek için vardır, sürekli tehdit diliyle toplumu korku psikolojisine mahkûm etmek için değil. Oysa İran-ABD-İsrail hattında yükselen söylem, güvenliği artırmaktan çok güvensizliği kalıcı hale getiriyor. Karşılıklı sert açıklamalar, askeri yığınaklar ve caydırıcılık gösterileri, diplomasinin alanını daraltıyor; aklı değil refleksi büyütüyor. Tarih bize şunu öğretti: Kalıcı barış, güç dengesiyle değil karşılıklı bağımlılıkla sağlanır. Avrupa, iki dünya savaşından sonra bunu ekonomik entegrasyon ve kurumsallaşma yoluyla başardı. Ticaret arttıkça savaş ihtimali azalır; çünkü savaş, karşılıklı kazancı yok eder. Bugün Ortadoğu’da eksik olan tam da bu: Ekonomik entegrasyon, kurumsal güven ve sürdürülebilir diplomasi.
Savaşın ekonomik boyutu çoğu zaman askerî analizlerin gölgesinde kalır. Oysa bir çatışma ihtimali........